Kılıçdaroğlu "Ya demokrasi, ya tek adam rejimi"
film izle film izle hd porno yaşlı pornolar gay sex porno ağza boşalma

Kılıçdaroğlu "Ya demokrasi, ya tek adam rejimi"

Bugün partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu. Referandum hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, "Bu seçimin sağı solu, yukarısı aşağısı yok. Bu seçimin sosyal demokratı, muhafazakarı, ülkücüsü, milliyetçisi yoktur. Bu seçim hepimizin ortak seçimidir. Referanduma gidip demokrasiyi oylayacağız. Ya demokrasi, ya tek adam rejimi." dedi.

Kılıçdaroğlu

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Tokat'ın Almus ilçesi  Ataköy beldesinde, partisinden istifa ederek CHP'ye katılan belediye başkanı  Servet Durmuş ve dört belediye meclis üyesine rozetlerini taktı.


 "Bölmek isteyecekler bölünmeyeceğiz, büyüyeceğiz. Beraber Türkiye'nin  çıkarlarını sonuna kadar savunacağız." diyen Kılıçdaroğlu, Çanakkale'de yaşanan  depremleri hatırlatarak geçmiş olsun dileğinde bulundu ve yaralılara da acil şifa  diledi.

Tutuklu Cumhuriyet gazetesi yazarlarının eşlerinin grup toplantısında  olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, "Onların şu anda cezaevinde bulunmaları hepimiz  açısından üzüntü verici ama onlar onurlarıyla ve dik duruşları nedeniyle  oradalar, hepsiyle onur duyuyoruz. Herkes bunu çok iyi bilsin." ifadesini  kullandı.

Tutuklu gazeteci yazarların isimlerini okuyan Kılıçdaroğlu, bu  kişilerin 100 gündür tutuklu olduğunu anımsattı.

Ayrıca Ahmet Şık'ın da 39 gündür tutuklu olduğunu belirten  Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şu sorunun cevabını almış değiliz. Gözaltına aldınız tutukladınız,  100 gündür iddianame yok. Nasıl bir adalet bu? Belli ki bir yerden 'olur'  bekliyorlar, onun üzerine iddianame hazırlayacaklar. Veya suçlayacakları hiçbir  materyal yok. O savcılara şunu söylüyorum; eğer sizin ünvanınızda cumhuriyet  varsa, bunun gereğini yapın, birilerinin iktidar sopası olmayın. Onun onurunu  bilinçli taşıyın. Herkes yargılanabilir ama geç gelen adalet, en büyük  adaletsizliktir. Bu ülkede bizim adalete ihtiyacımız var. Hiçbir gazetecinin  hapiste olmasını istemeyiz. Bütün gazeteciler özgür olmalı. Atilla Taş neden  hapiste? Murat Aksoy, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Altan kardeşler neden hapiste? Hep  birlikte bütün köşe yazılarının, bilim insanlarının özgürce yazı yazmalarını  istiyoruz. Bu bizim demokratik geleneğimizdir. O açıdan 100 gündür cumhuriyetin  yazarları tutuklu, onların bir an önce kapalı cezaevinden yarı açık cezaevine  dönmelerini istiyoruz. Çünkü Türkiye şu anda yarı açık cezaevidir."

"Nasıl bir strateji izleyeceğimizi konuştuk"

Hafta sonu il ve ilçe başkanlarının katılımıyla bir toplantı  yaptıklarını ve burada referandumda nasıl bir strateji izleyeceklerini  konuştuklarını aktaran Kılıçdaroğlu, "Bunun bir parti meselesi değil, memleket  meselesi olduğunu konuştuk, tartıştık. Arkadaşlarıma şunu söyledim; 'şu soruyu  her gittiğiniz yerde sorun; 15 yıldır iktidarsınız, 15 yıldır isteyip de  çıkaramadığınız bir kanun oldu mu?' Yok. O zaman bu değişikliğin sebebi ne?" diye  konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 "Neden şimdi parlamento yetkisini bir kişiye devrediyor? Bunu her  vatandaşa sorun. Şimdi tek adam rejimi getiriyorlar. Her şeye muktedir olacak tek  adam rejimi. Biraz geriye gidelim, 2010'daki referandumda ne diyorlardı;  'üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını  sağlayacağız.' diyorlardı. 'Gerçek anlamda demokrasi olacak' diyorlardı. Vatandaş  itibar etti 'evet' dedi. Ne oldu? Yargıyı kime teslim ettiler? FETÖ terör  örgütüne. Danıştayı, Yargıtayı, mahkemeleri, emniyet müdürü, büyükelçiler...  Hepsini teslim ettiler. Devleti teslim aldılar ve paralel devlet kurdular. Şimdi  bütün yetkiler bir kişide. Bir kişiyi kandırdınız mı devletin sadece belli  kesimlerini değil, devletin bütün organlarını teslim edeceksiniz. Getirilen  değişikliğin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmak için bunları söylüyorum. Bir  kişi her şeye muktedir olacak."

İkinci temel sorunun ise "15 yıldır iktidardalar. Arzu edip de  çıkaramadıkları, alamadıkları bir karar var mı?" sorusu olduğuna dikkati çeken  Kılıçdaroğlu, bunun cevabını Başbakan Binali Yıldırım'dan da Devlet Bahçeli'den  de alamadığını söyledi.

 Televizyon çağrısı

İktidarın hangi gerekçeyle bu değişikliği getirdiğini çıkıp millete  anlatması gerektiğini belirten CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Hatta şu teklifte  bulundum; arzu ettikleri bir televizyon kanalında siyasi parti liderleri bir  araya gelsinler, birlikte medeni bir şekilde tartışalım. Onlar hangi gerekçeyle  getirdiklerini anlatsınlar, biz de bunun neden olamayacağını anlatalım. Vatandaş  evinde bizi izlesin, bilgi sahibi olsun." değerlendirmesini yaptı.

Yanlış bir şey söylemediğini, demokraside olması gereken şeyleri  söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, televizyon kanalında bu değişikliğin  Türkiye'nin lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunun tartışılabileceğini dile  getirdi.

İktidar yetkililerinin "bu değişikliği istikrar için yapıyoruz"  dediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bu ne demektir; '15 yıldır biz bu memleketi  yönetiyoruz, 15 yıldır istikrar getiremedik.' Yani Türkiye'yi yönetemediklerinin  itirafıdır. Neyin istikrarı?" dedi.

 "Böyle bir düzen olur mu?

İktidar yetkililerinin ayrıca "bu değişiklikle çift başlılığı  önleyeceğiz" dediğini de hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Aslında yaptıkları çift başlılığı Anayasal kurum haline getirmek.  Tepeden örnek vereyim; başkan hem başkan, aynı zamanda hem partinin genel  başkanı. İki başlı. Hem taraflı, hem tarafsız. Böyle bir düzen olur mu? Bunun  neresi tek kişi oluyor. Devletin tepesi böyle, geliyorum en alta, valiye, illere.  Başkanı kim temsil edecek. Vali. Başka? Mensubu olduğu partinin il başkanı. Oldu  mu sana iki başlı yönetim. Millete bari doğruları söyleyin. Bu anlattıklarım  doğru değilse söylesinler. Asıl devlette çift başlılığı böyle getirmiş oluyorlar.  Devletin sigortası yok oluyor. Uyumu sağlayacak Cumhurbaşkanlığı yok edilmiş  oluyor. İllerde kavga çıkacak valiyle, il başkanı arasında. Tepede kavga çıkacak.  Parlamentoyla başkanlık arasında kavga çıkacak. Bir alan değil, her alan kavgalı  hale gelecek."

İktidarın bununla da yetinmediğini ve başkana "sen devletin yapısını  ve işleyişini değiştirebilirsin" dediğini savunan Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının  bir kararnameyle "bütün bakanlıkları, bütün muhtarlıkları kaldırıyorum"  diyebileceğini öne sürdü.

 "Böyle bir yetki devlette bir kişiye verilir mi?" sorusunu yönelten  Kılıçdaroğlu, "Bu kadar yetkiyi bir kişiye verirseniz, Türkiye'yi bir maceranın  içine sürüklemiş olursunuz. 'Bu yetkiler yoktur' diyemiyorlar. 'Efendim bu böyle  kullanılmaz.' Birisi gelir kullanır. Niye bu yetkileri veriyorsunuz?" ifadesini  kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, ayrıca cumhurbaşkanı kararnamelerinin Meclis  onayına sunulmayacağını, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceğinin  altını çizdi.

Meclisin malulen emekli edildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu,  milletvekillerinin maaş alıp oturacaklarını ifade etti.

"Anamuhalefet partisi Anayasa Mahkemesine başvurabilir" denebileceğini  aktaran Kılıçdaroğlu, "Doğrudur. 'Cumhurbaşkanının devletin yapısı ve işleyişine  yönelik kararlarını muhalefet partisi yüksek mahkemeye götürür.' Bunu söyleyen  vatandaşlara şunu söylemek isterim; O Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinin 12 üyesini  başkan tayin ediyor. Kendisinin tayin ettiği hakim, kararnameye karşı çıkar mı?  Yargı bağımsızlığı ortadan kalkıyor. Gelen felaketin boyutlarını herkesin bilmesi  lazım." diye konuştu.

Getirilmek istenen sistemle milletvekiliyle milletin arasındaki  ilişkinin de tamamen kopacağını öne süren Kılıçdaroğlu, vatandaşın gelip derdini  anlatamayacağını savundu.

Kılıçdaroğlu, "O zaman milletvekili unvanını da değiştirin. Başkanın  vekili deyin. Milletle arasında bağ yoksa buna nasıl milletvekili diyeceğiz."  dedi.

"Bu anayasa değişikliği milletin hangi sorununu çözecek?" sorusunu da  soran Kılıçdaroğlu, "Terör sorununu çözüyor mu? Hayır. Tek satır yok. İşsizlik  sorununu çözüyor mu? Hayır. Türk lirasının yabancı paralar karşısında değerini  koruyor mu? Hayır. Komşularımızla bozulan ilişkilerimizi düzeltecek mi? Hayır.  Gıda fiyatları düşecek mi? Hayır. Bozulan eğitim sistemi düzeltilecek mi? Hayır.  O zaman biz bu referandumda ne yapmalıyız, hayırlarımızı çoğaltmalıyız."  ifadelerini kullandı.

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

 "Bu referandum bir partinin meselesi değildir. Bu referandum A'nın  B'nin işi değildir. Bu referandum bir memleket meselesidir. Bir demokrasi  meselesidir. Bu karar hepimizin ortak kararıdır, bu karar bir propaganda kararı  da değildir. O nedenle il başkanlarımıza söyledim; eskiden sandığa giderken  herkes kendi partisine oy verirdi. Ama bu referandum bir seçim referandum  değildir. Bir iktidar belirlemiyoruz, bu referandumda biz demokrasiyi oyluyoruz.  O nedenle sandığa giderken hepimiz düşünmeliyiz. Bu seçimin sağı solu, yukarısı  aşağısı yok. Bu seçimin sosyal demokratı, muhafazakarı, ülkücüsü, milliyetçisi  yoktur. Bu seçim hepimizin ortak seçimidir. Referanduma gidip demokrasiyi  oylayacağız. Ya demokrasi, ya tek adam rejimi. Tek adam rejimlerinin nelere mal  olduğunu öğrenmek isteyenler en son örnek Hitler'dir. Gitsin baksınlar."

Bir kişiye bütün bir ülkenin, 80 milyonun kaderinin bağlanması halinde  Türkiye'nin ateşe atılacağını belirten Kılıçdaroğlu, bunları anlattığında,  "Kılıçdaroğlu söyleyince milletin kafası karışıyor" denildiğini kaydetti.  Kılıçdaroğlu, "Hiç kimse endişe etmesin Kılıçdaroğlu söylerse doğruyu  söyleyecektir." diye konuştu.

Sorunun sadece kendisinin değil çocuklarının, torunlarının,  simitçinin, esnafın, sanayicinin, ülkede yaşayan herkesin, kendisinin sorunu  olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bunları anlatmak zorunda olduğunu vurgulayarak,  "Kılıçdaroğlu'nun şu cümlesi yanlış" denilemediğini, "Sakın onu dinlemeyin"  denildiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

 "Niye korkuyorsunuz? Allah akıl vermiş, hayatı sorgulayacağız ne doğru  ne yanlış öğreneceğiz. Bu anlattıklarım bir anayasa uzmanın konusuna girmez ki.  Bir vatandaşın sokakta karşılaşacağı olaylardır bunlar. Köyün merası var, merayla  ilgili kararı tek başına muhtar mı yoksa köylüler mi versinler. Bunlar, 'Ne  ihtiyar meclisi ne köy halkı boşverin onları, tek başına muhtar çıksın bu merayı  ortadan kaldırıyorum desin' diyorlar. Doğru değil. Niye biz köyde muhtarı,  ihtiyar meclisini seçtik? Türkiye'yi de köy gibi düşünün, niye buraya Türkiye  Büyük Millet Meclisi diyoruz. Niye buraya milletin vekilleri, her partiden  milletvekilleri geliyor? Türkiye'nin sorunlarını değişik pencereden irdelemek,  ortak aklı egemen kılmak için yapıyoruz. Bunu söyleyince alınıyorlar."

"Adını değiştirecek misin?"

Kılıçdaroğlu, neden evet denileceğinin bilinmediğini, vatandaşa da  anlatılamadığını öne sürdü.

Başbakan Binali Yıldırım'ın, "PKK, FETÖ hayır oyu veriyor, biz onun  için evet diyeceğiz" açıklamasına işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Peki FETÖ sana Binali Yıldırım dediğinde adını değiştirecek misin?  Üzülerek ve utanarak ifade ediyorum. Bir ülkenin başbakanı referandumda hayır oyu  verecek kişilerin tamamını terörist ilan ediyor, terör örgütleriyle yan yana  gösteriyor. Bu kadar üzüntü verici tablo olamaz, üzülüyorum. Çünkü bu anayasa  değişikliğinin Türkiye'ye nasıl felaket getirdiğini onlar da biliyorlar,  savunamıyorlar. Nasıl savunacaklar, karşımıza çıkamıyorlar. 'O zaman bunları  karalayalım...' Bunlar bazen kendilerine de büyüklerine de ihanet ederler. Saadet  Partisi de buna hayır diyordu. Rahmetli Erbakan da başkanlık sistemine hayır  diyordu. O da mı terörist? Sizde utanma yok mu ar damarı denen bir şey var.  Bunlar Oslo'da vardı, Dolmabahçe'de beraber oturuyorlardı, habur'da yan  yanaydılar. Kimi suçluyorlar? 'Ne istediniz de vermedik?' diyen kimdi, CHP'nin  Genel Başkanı mıydı; Allah esirgesin. Memleketi verdiniz, parsel parsel sattınız.  CHP Genel Başkanı olarak söylüyorum, onlar bu milleti ayıracaklar, biz  ayırmayacağız. Evet diyen vatandaşım da hayır diyen vatandaşım da benim başımın  üstündedir. Bu ülkeyi bölmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz."

"Bir kişinin devleti haline getirmek istiyorlar"

 Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın TOBB'da 12.30'da  yapacağı konuşmanın, 13.30'a alındığını ifade ederek, kendilerinin konuşmasının  verilmemesi için bunun yapıldığını öne sürdü.  Bunun; korkunun, zayıflığın,  yaptıkları işin yanlış ve ülkenin büyük felakete sürüklendiğinin işareti olduğunu  iddia eden Kılıçdaroğlu, kendilerinin de inadına, sokak sokak, cadde cadde,  fabrika fabrika gezeceklerini anlattı.

Tek adam rejimine her zaman karşı çıktıklarını, bir adamın her şeyi  bilemeyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunun liyakat sistemine de aykırı  olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Her şeyi biliyorum" diyen kişinin, hiçbir şeyi  bilmediğini ifade ederek, bütün her şeyi, 80 milyonun kaderini bir kişiye teslim  etmenin doğru olmadığını savundu.

Eskiden bir imparatorluğun kaderinin bir kişiye bağlı olduğunu dile  getiren Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün 13 Ağustos 1923'te Meclisin ikinci dönem  açılışında, "... yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir, halkın devletidir.  Geçmiş dönemde ise bir kişinin devletiydi, kişilerin devletiydi." dediğini  anımsattı. Kılıçdaroğlu, "Şimdi koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kişinin  devleti haline getirmek istiyorlar. Buna izin verecek miyiz; hayır. Bizleri  tahrik etmek istiyorlar, provakasyonlar yapıyorlar. Tahriklere kapılmayacağız.  İstedikleri kadar provakasyon yapsınlar. Sakin, sağduyulu, bilgimize, inancımıza  güvenerek vatandaşlarımıza anlatacağız. Bizi kışkırtmak isteyeceklerdir, iç kavga  çıkarmak isteyeceklerdir. Hiçbir kavganın içine girmeyeceğiz. Ak Parti  tabanındaki vatandaşlarıma da seslenmek istiyorum; benim sorunum senin de  sorunundur. Tek adam rejimi sadece benim için değil, senin için de tehlikelidir."  diye konuştu.

"Senin mazotunda niye sıfırlanmıyor?"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 3 Şubat'ta çıkan bir kararnameyle yat,  kotra, tekne ve lüks gezinti gemisi için KDV'nin yüzde 18'den yüzde 1'e  indirildiğini, ÖTV'nin de sıfırlandığını anımsattı.

Çiftçilere ve şoförlere, "Senin mazotunda niye sıfırlamadılar." diye  soran Kılıçdaroğlu, "Senden hayırlı bir iş bekliyorum, senin çıkarına hayırlı bir  iş bekliyorum. Mazotunda ÖTV ve KDV'yi sıfıra indirmeyenlere, hayır deme zamanın  geldi." ifadelerini kullandı.

Varlık fonlarının dünyada iki temel düşünce üzerine kurulduğuna işaret  eden Kılıçdaroğlu, bütçe fazlalığında, dış ticaret fazlalığında bunun  olabileceğini söyledi.

OHAL'den yararlanılarak bir KHK çıkarıldığını, Varlık Fonu'na  aralarında BOTAŞ, Ziraat Bankası, PTT, İstanbul Borsası, Türksat, Eti Maden'in de  bulunduğu bazı kurumların devredildiğini anımsattı.

"Hayırsız evlat"

Kılıçdaroğlu, bu fonun İhale Kanunu, Özelleştirme Kanunu, Rekabet  Kanununun da aralarında bulunduğu 18 kanuna, Sayıştay ve TBMM denetimine tabi  olmadığına işaret etti. Bir apartmanda dahi yapılan işlerin denetlendiğini  anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

 "Bu milletin onlarca yıldır kurduğu, büyüttüğü kurumları bir fona  devrediyorsunuz, hiçbir denetim yok. Ziraat Bankası, çiftçiye ucuz kredi versin  diye kuruldu şimdi birilerine peşkeş çekilecek. Bu Varlık Fonu değil, hayırsız  evlat fonudur. Hayırsız evlat, babadan dededen kalan her şeyi har vurur harman  savurur. Denetimden niye korkuyorsunuz? Apartman yöneticisi denetleniyor, koskoca  Varlık Fonu denetlenmeyecek, yok böyle bir şey.

Terörü bahane edip bunu çıkarıyorlar, buna desteği veren Anayasa  Mahkemesi. Varlık Fonu Yasası çıktığında bunun denetlenmesi gerektiğini  söyleyerek yürürlüğün durdurulması talebinde bulunduk. Anayasa Mahkemesi, o  tarihten bu yana karar almış değil. Onun üzerine bu KHK çıktı, cesareti Anayasa  Mahkemesi veriyor. Mahkeme neden böyle bir beklenti içine girdi? Saltanattan  bilgi bekliyorlar, nasıl karar vereceğiz, kararın içeriği ne olacak, talimat  bekliyorlar. O Anayasa Mahkemesi, anayasayı korumakla görevli olan bir mahkeme  niteliğini kaybetti, milletin çıkarlarını savunan mahkeme olmaktan çıktı. O kadar  ki eskiden aldığı kararları bile reddeder konuma geldi. Bir Anayasa Mahkemesi,  iktidarın sopası haline gelirse, nasıl karar vereceğine dair talimatı beklerse, o  Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkmıştır. Acaba şu beklenti içine  mi girdiler; Nasıl olsa yarın Cumhurbaşkanı atama yapacak, 12'sini bizden  seçecek, biri ben olayım, onun gözüne gireyim. Bunu yapan kişiler hakim, yargıç  olamazlar, hukuka, hukukun üstünlüğüne ihanet ediyorlar. Üzüldüğüm nokta hukukun  hakimler tarafından katledilmesidir. Kendi vatandaşının hakkını nasıl korumaz?  Bunu içime sindiremiyorum. Bunun adına Anayasa Mahkemesi de denmez. Her önüne  gelenin önünde düğmelerini ilikleyene hakim mi denir? Bu fonla Türkiye'nin  güçleneceğini söylüyorlar. Yeni ne yaptınız ki Ziraat Bankası, PTT, BOTAŞ,  Halkbankası duruyordu, gelirleri vardı. Gelir kaynağı mı yarattınız,  güçlenmesinin yolu üretimden geçer. "

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"Cem Yılmaz'ı sevmek zorunda mıyım?"
Gupse Özay'ın amcası öldü
Gupse Özay'ın amcası öldü