Başbakan Yıldırım 'Korkaklar zafer anıtı dikemez'

Başbakan Yıldırım 'Korkaklar zafer anıtı dikemez'

16 Nisan'da yapılacak olan Anayasa değişikliği tanıtım toplantısını Ak Parti Ankara'da başladı. Başbakan Binali Yıldırım 1 saat 16 dakika kürsüde kaldı. Önce Anayasa değişiklik teklifine yöneltilen eleştirilere yanıt verdi ardından da değişikliğin neler getireceğini anlattı.

Başbakan Yıldırım 'Korkaklar zafer anıtı dikemez'

Başbakan Binali Yıldırım referandum için ilk tanıtım toplantısına Ankara'da katıldı. Önce anayasa değişiklik teklifini madde madde anlattı ardından da hayır cephesini sert sözlerle eleştirdi. Başbakan Yıldırım yeni sistemin terörün sonunu getireceğini söyledi. Partililere seslenen Yıldırım bunun bir seçim kampanyası olmadığını söyledi ve kutuplaşmadan uzak durulmasını istedi. 

AK Parti’nin 16 Nisan'daki anayasa değişikliğine ilişkin referandum kampanyasının tanıtım toplantısı Ankara Arena Spor Salonu'nda yapıldı.
Salona girmek isteyen vatandaşlar, polis ekiplerince oluşturulan üç arama noktasında üzerleri ve çantaları aranarak salona alındı.

Başbakan Binali Yıldırım, eşi Semiha Yıldırım ile birlikte salona geldi.
Otobüsün üzerine çıkan Başbakan Binali Yıldırım, salonun dışında toplanan kalabalığa seslendi.

OTOBÜS ÜZERİNDEN SESLENDİ

Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Türkiye'nin aydınlık yarınlarına kapı aralayacak, muasır medeniyetler seviyesine ülkemizi ulaştıracak 16 Nisan halk oylaması için resmen kampanyamızı başlatıyoruz. Meydanlardan güçlü Türkiye için, sürekli istikrar için kararımız, 'Evet'. İşte karar, işte gelecek. Eminim ki kutlu yürüyüşün ilk adımını atan kurucu liderimiz, Cumhurbaşkanımız, bu muhteşem tabloyu izliyor. Buradan Cumhurbaşkanımıza, Recep Tayyip Erdoğan'a selamlarımızı gönderiyoruz."
Konuşmanın ardından Yıldırım çifti, AK Parti'nin kampanya şarkılarından ilki olan "Tabii ki evet" eşliğinde Ankara Arena'ya girdi.

BİRLİKTE SALONU SELAMLADILAR

Başbakan Yıldırım ve eşi Semiha Yıldırım, salona girişte, turkuaz renkli platform üzerinde yürüyerek partilileri selamladı, salondakilere kırmızı karanfil dağıttı.

Bu sırada AK Parti Gençlik Kolları'nca hazırlanan ve üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafının yer aldığı "Büyük düşünen, güçlü lider" yazılı dev pankart ile üzerinde 15 Temmuz şehitlerinin fotoğraflarının bulunduğu "Kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için" yazılı pankartlar açıldı.

BÜLENT ARINÇ DA PROTOKOLDE

Başbakan Yıldırım ve eşi, protokolde bulunanlar ile tek tek tokalaştı. 

Yıldırım çifti, Cemil Çiçek ve Bülent Arınç'ın yanına oturdu.

Selamlaşma sırasında salonda "Evet diyoruz" adlı yeni kampanya şarkısı çalındı.
Toplantıda, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından "Daima millet" adlı tanıtım filmi izlendi.
40 bin kişinin katıldığı tanıtım toplantısını yaklaşık 500 basın mensubu da izledi.

YILDIRIM: KUTLU BİR YOLCULUĞA ÇIKIYORUZ

Başbakan Yıldırım, kürsüye Ümit Yılmaz'ın seslendirdiği "Evet ile güçlü Türkiye" şarkısının bir kısmını seslendiren 8 yaşındaki Azra Ecemsu Gümüş ile çıktı.
Binali Yıldırım, "Siz hayatsınız, siz umutsunuz, sizler beklediğimiz baharın müjdecisisiniz" dedi. 
Yıldırım, Anayasa değişikliği maddelerini tek tek okuyarak anlattı.

Binali Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: 
Hepinizi yürekten selamlıyorum. Bizleri izleyen vatandaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Üzerimde bir selam var, emanet var. Ezilenlerin gür sesi, suskun dünyanın hür insanı, göründüğü gibi olan, adam gibi adam kurucu genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan... Size selamlarını getirdim. Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetine sahip çıkıyor muyuz?
Terörle mücadele sırasında ülkenin birliği için, dirliği için, istiklali için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimize, 15 Temmuz alçak darbe girişiminde, bayrak için, vatan için, ülke için hayatını seve seve veren bütün şehitlerimize, Bab'da, Fırat Kalkanı'nda hayatını kaybeden değerli kahraman silahlı kuvvetlerimizin mensuplarına ve bütün gazilerimize buradan minnet, şükranlarımızı sunuyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

EROL OLÇOK VE OĞLUNU DA ANDI

Bugün bu muazzam toplantımızı gerçekleştiriyoruz ama bir eksikliği hissediyoruz. Bizim, AK Parti'nin kuruluşundan bugüne bütün etkinliklerimizi gerçekleştiren ve bugünlere birlikte geldiğimiz şehit Erol Olçok kardeşimizi ve oğlu Abdullah Tayyip'i de burada özellikle anmak istiyorum, mekanları cennet olsun. Ömer Halisdemir'den Halil Kantarcı'ya, Mustafa Canbaz'dan Fethi Sekin'e bütün şehitlerimizi rahmetle, şükranla anıyorum, mekanları cennet olsun.

Bugün yeniden kutlu bir yolculuğa çıkıyoruz. Yeni bir başlangıç için Bismillah diyoruz. Yarının güçlü Türkiyesini kurmak için ilk adım atıyoruz. Allah yolumuzu, bahtımızı açık eylesin. Bundan 16 yıl önce 14 Ağustos 2001'de köklü bir çınarın taze, yeni bir filizi olarak bu yolculuğa başladık. Yenilik ruhunu 16 yıl önceki gibi taptaze muhafaza ediyoruz. Reform heyecanımızdan, değişim heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmedik. Devrimci kimliğimizi hiç yitirmedik. 

"KORKAKLAR ZAFER ANITI DİKEMEZ"

Bu millet ne çektiyse rehavetten, durgunluktan, eskilikten çekmiştir. Heyecanımızı, coşkumuzu, hedeflerimizi yeniledik. Asla bitti demedik. Bu yol, zor ve meşakatlidir. Yenilik zordur, reform meşakkatlidir ancak zor diye, meşakkatli diye, güç diye, tehlikeli diye yeniliğe direnenler, yenilikten kaçanlar, tarih sahnesinden yok olup giderler. Unutmayalım, korkaklar asla zafer anıtı dikemezler. Değişime, gelişime 'hayır' diyenler ortaya hiçbir eser koyamazlar. Yenilikten korkanlar, tarih yazamazlar. Sultan Alparslan, o kahraman ordusuyla Malazgirt'e gelirken, inanın onun planına 'hayır' diyenler oldu ama o, korkaklara aldırış etmedi ve tarihin akışını değiştirdi. Selahaddin Eyyübi’ye de hayır diyenler oldu. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethederken ona da 'hayır' diyenler oldu ama Fatih, rehaveti, korkaklığı tercih edenlere prim vermeden bir çağı kapatmış, bir çağı açmıştır. İstanbul'u fethetmiştir. Gazi Mustafa Kemal'i düşünün, Samsun'a giderken ona da karşı çıkanlar oldu, 'Hayır' diyenler oldu. Mütareke basını hep birlikte 'Hayır' diyordu. Gazi Mustafa Kemal, bunların hiçbirine aldırış etmedi, geldi, Anadolu'da yeni bir ruh inşa etti.
"BİZE HAYIR DEDİLER"

Bize 'Siz, hayır, siyaset yapamazsınız.' dediler, biz, 'Evet yaparız.' dedik. 'Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olamaz, muhtar bile olmaz' dediler. Millet, 'Evet, olacak' dedi, Recep Tayyip Erdoğan'ı milletvekili de yaptı, başbakan da yaptı. Onlar her reformda 'hayır' dediler, biz her seferinde 'Evet' dedik, yolumuza devam ettik. 2007 yılında 'Hayır, siz cumhurbaşkanı seçemezsiniz.' dediler. Biz 'seçeriz' dedik, millete gittik. Milletimiz 'Evet' dedi ve cumhurbaşkanını seçtik. 'Hayır, millet cumhurbaşkanı seçemez.' dediler, biz 'seçeriz' dedik. Milletimiz 'Evet' dedi, cumhurbaşkanını bizzat millet kendi evet oylarıyla seçti.

Gezi olayları provokasyondur dedik, 'hayır' dediler, biz 'evet' dedik. '17-25 Aralık kumpastır' dedik, 'hayır' dediler, biz 'evet' dedik. 15 Temmuz'da ülkeyi işgale geldiler, Meclis'i bombaladılar, milli iradeyi ortadan kaldırmak istediler, biz 'yıkamazsınız, böldüremezsiniz' dedik. Daha ilk andan itibaren 'bu bir kalkışmadır' dedik. Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren 'ölümüne milletimle' diyerek kahramanca bütün bunların karşısında durdu. Biz onların hayırlarına 'evet' diyerek bugünlere geldik. Onların 'hayır' söylemleri karşısında eğer korksaydık, eğer çekilseydik tarih bizden hesap sorardı, millet bizden hesap sorardı, inanın Allah bizden hesap sorardı.

"BİZDE TEHDİT YOK"

Bizde zorlama yok, bizde tehdit yok. Bizde korku yok ama korkutmak da yok. Bizde kutuplaşma yok, bizde ayrıştırma yok. Biz dilden değil, gönülden, kalpten 'Evet' istiyoruz. Bunu da tek tek, tane tane anlatarak, akıllara olduğu kadar kalplere de hitap ederek başaracağız. Biliyorsunuz milletimiz aklıyla diliyle mührüyle olduğu kadar kalbiyle de 'Evet' diyecek. Sandığa gittiğinde her bir vatandaşımız, 'Tüm kalbimle Evet' diyerek mührü, pusulaya basacak.

"2007'DEKİ EKSİKLİĞİN TAMAMLANMASI"

Yıl 2007. Mecliste AK Parti var ve 354 tane de milletvekili var. Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Ana muhalefet partisi yeni bir icat çıkardı, 367 icadı. 367 milletvekili Meclise girmezse oylama yapılmaz, seçim başlamaz. Cumhuriyet tarihinden beri hiç ama hiç uygulanmamış yeni bir usulle, yeni bir icatla karşı karşıya kaldık. Tabii oylamayı yaptık ve ana muhalefet partisi hemen bu oylamayı Anayasa Mahkemesine taşıdı ve mahkeme de jet hızıyla görüşerek bunu iptal etti.

Biz bir oylama daha yaptık, yine 367'nin altında çıktı. İş kilitlenmişti, kriz artık zirveye ulaşmıştı. Meclisin yapacağı bir şey kalmadı. Kavga edecek halimiz yok, biz milletin vekilleriyiz. Karar aldık, işi aslına, millete götürmeliydik. Hemen toplandık, Sayın Genel Başkanımız 'Seçime gidiyoruz, millete dönüyoruz.' dedi. Seçim kararı aldık. 22 Temmuz 2007'de seçim gerçekleşti ve millet bize bir önceki seçimde verdiğinin çok üzerinde, yüzde 47 destek vererek bu yanlışı düzeltti. Tekrar toplandık. Bu sefer, 'Artık bu rezillik, bu kepazelik bitsin, bu krizi çözelim.' dedik. Referandum kararı aldık. Referandumun konusu ne Cumhurbaşkanını halk doğrudan seçsin. Bunu da o günkü Cumhurbaşkanı geri gönderdi, veto etti. Biz ısrar ettik, Meclisten tekrar çıkardık, gönderdik. Bu sefer Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer mecburen imzaladı ama konuyu mahkemeye taşıdı.

Bugün halk oylamasına götürdüğümüz anayasa değişikliği, 2007'de başlayan işin eksiklerinin tamamlanmasıdır. Esasında cumhurbaşkanlığı sisteminin 2007'de önemli adımı atılmıştır. Bu değişiklikle, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini de anayasaya, değiştirerek işlemiş oluyoruz. O gün Türkiye'nin bütün demokratik teamüllerini, milli iradenin kararlarını hiçe sayan ve tam bir kaos örneğini Türkiye'ye yaşatan ana muhalefet partisi CHP sanki bu işin sorumlusu değilmiş gibi yine darbe anayasasının arkasına saklanarak 'Hayır' diye var gücüyle bağırıp duruyor. Başlanan bu kutlu yürüyüş, 16 Nisan'da aziz milletimizin evet oylarıyla tamamlanacaktır.

MADDELERİ TEK TEK ANLATTI

Birinci maddede, Anayasa'nın 9. maddesi 'yargı bağımsızdır' diyor, biz de diyoruz ki 'Yargı hem bağımsız olsun hem de tarafsız olsun.' Bağımsızın yanına 'tarafsız' ibaresini de ekliyoruz. Peki bunun nesi yanlış? CHP buna niye karşı çıkıyor CHP yargının bağımsız ve tarafsız olmasını istemiyor mu? 

İkinci maddede milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkıyor. CHP ve DYP hükümetinde anayasal değişikliğiyle milletvekili sayısı 450’den 550’ye çıkaranların kendileri olduğunu unutuyor. Efendim yazıkmış, günahmış, israfmış. O zaman 100 milletvekili artırdınız. Seçmen sayısı neredeyse iki katına çıkmış ama artırdığımız 50. Bütün ülkelere göre seçmen sayısı başına düşen milletvekili adedi hala en az olan ülkeyiz. Onun için Sayın Kılıçdaroğlu istismarı bırakın, eğer yapmaya çalışırsanız eski kayıtlara girer yaptığınız yanlışları bir bir önünüze koyarız.

"GENÇLER ÜKESİNE NE KADAR SAHİP OLDUKLARINI DÜNYAYA GÖSTERDİ"

Üçüncü madde milletvekili seçilme şartları... Milletvekili seçilme yaşını 18’e düşürüyoruz. Buna da karşı çıkıyorlar. Ne lüzum var diyorlar, gençlere ne oluyor diyorlar. Seçen, seçme yeterliliği olan mutlaka seçilir. Bu değişiklikle 7,5 milyon gencimize siyasete girmenin imkanı geliyor, önleri açılıyor. 15 Temmuz'da, 'Bu ülkenin gençleri, memleket meseleleriyle ilgilenmez' diyenlere, o gece göğsünü tanklara, toplara, mermilere siper eden bu gençlerin ülkesine, milletine, bayrağına ne kadar sahip olduğunu bütün dünyaya gösterdiniz. Sizin bu yaptığınız karşısında bizim seçilme yaşını 18'e indirmemizin çok da büyük bir iş olmadığını buradan ifade etmek istiyorum.
Milletvekilleri seçiliyor, Meclise geliyor ve Mecliste hükümet kurulma çalışmaları başlıyor. Sonra bu hükümet güvenoyu için program hazırlıyor. Güvenoyu alıyor, almıyor zaman geçiyor. Sonra 6 ay tebrikler başlıyor ve kaldı 3,5 yıl. Son 6 ayı da vedalaşma ziyaretleri ve elde kalıyor 3 sene. 3 senede hangi işi tamamlayacaksınız? Bu bürokrasiyle, bu kırtasiyecilikle 3 senede bu projeleri nasıl bitireceksiniz?

Birinde hükümet, birinde de Meclis seçiliyor. Yani Meclisi seçelim, başbakanın kim olduğu belli değil. Daha sonra Mecliste birtakım ayak oyunları hükümet kurulamıyor. Ülke zaman kaybediyor.

Meclis'in yetkileri azalıyor. Meclis etkisiz hale geliyor’ diyorlar. Nasıl geliyormuş Efendim hükümete güvenoyu kalkıyor. Doğru kalkıyor. Niye kalkıyor Çünkü güvenoyunu millet doğrudan veriyor. Hükümeti millet kendisi seçiyor, vekillere bırakmıyor. Onun için güvenoyuna ihtiyaç var mı? Tabii ki yok. Meclis denetimi, genel görüşme, Meclis araştırması, Meclis soruşturması aynen devam. Yazılı soru... Milletvekilleri bütün bakanlara, başkan yardımcılarına yazılı soru verebilecek. 15 gün içinde de cevabını alacak. Ama Meclise çok ama çok önemli bir yetki geliyor. Nedir Artık milletvekilleri dışında kimse kanun teklifi veremiyor. Bir istisnayla, hükümetin başındaki cumhurbaşkanı sadece bütçe ve kesin hesap kanununu teklif edebiliyor. Onun dışındaki bütün kanun teklifleri milletvekilleri tarafından veriliyor. Bu da yeni getirilen bir şey.

Cumhurbaşkanı aday olma şartları... Aday olma yolları artırılıyor. Her siyasi grubu ayrı ayrı, beraber de aday gösterebilir. Yüzde 5 oy alan partiler de aday gösterebiliyor. Yüz bin seçme yeterliliğine sahip vatandaş da cumhurbaşkanlığına aday gösterebiliyor. Aday gösterme işi kimsenin tekelinde değil.

"GİZLİ ORTAKLARI ORTADAN KALDIRIYORUZ"

Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri... Cumhurbaşkanı var, Meclis var, Meclisten çıkan hükümet var, Başbakan, Bakanlar Kurulu var. Anayasayı yazarken sıra 104'ncü, 105'nci maddeye geliyor. Cumhurbaşkanlığının yetkilerine, o zamanın paşaları Evren Paşa, Aldıkaçtı Hoca'ya diyor ki 'Sen burada parlamenter sistemin ne yetkisi varsa onu yaz' diyor. Zaten iş orada bozuluyor. İşin çivisinden çıkmasının kurgusu 82 Anayasası'dır.
Bir yandan parlamenter sistem düşüneceksiniz bir yandan da cumhurbaşkanına başkanlık yetkisi vereceksiniz. Sorumluluk sıfır, yok. Sadece vatana ihanetten suçlanabilir. Vatana ihanet diye bir suç var mı? Ceza mevzuatımızda olmayan bir suçtan suçlanabilir diye göstermelik bir madde konmuş onun dolması mümkün değil. Yetki gani, sorumluluk mafi. Böyle bir sistem bu sistemle biz nereye gideceğiz Şimdi diyoruz ki, 'Yetkiler var ama sorumluluk da var.' Aynı yetkileri veriyoruz biraz daha fazla veriyoruz. Artık Bakanlar Kurulu yok, Başbakanlık yok, Başbakanın yetkileri de Cumhurbaşkanına devrediyoruz, yetkileri birleştiriyoruz. Bakanlar Kurulu kararı yerine, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi getiriyoruz. Değişiklik bu. Valileri, kaymakamları, büyükelçileri, müsteşarları, genel müdürleri, kurum başkanlarını bakanları atayacak, görevden de alacak. Şimdi de zaten böyle. Ne değişiyor?
Hoşgeldiniz biz sizin yeni ortaklarınız dediler. Nereden çıktınız kardeşim? Siz bizimle seçim meydanlarında var mıydınız? Bizimle ter döktünüz mü? Bizimle milletin derdini dinlediniz mi? Yok, biz bunları yapmayız. Biz burada otururuz, gelenlerden hakkımızı alırız. Yağma yok. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa darbelere, dayatmalara cevabı veren parti AK Parti olmuştur.

Yağma, yok. Darbelere cevap veren parti AK Parti olmuştur. 2007’de post modern darbe belgesi verdiler, Cemil Çiçek çıktı siz bize emir veremezsiniz dedi, aynen geri postaladı. 17 Aralık’ta yargı darbesi yapmaya çalıştılar. Yetmedi tankıyla, topuyla tüfeğiyle bu kez 15 Temmuz’da geldiler. Onlar da boylarının ölçüsünü aldılar.

9'uncu maddede cumhurbaşkanın cezai sorumluluğu var. Bakanlar, cumhurbaşkanı yardımcıları her suçtan sorgulanabiliyor, yargılanabiliyor. Meclis eğer karar verirse yargılamak için gönderiyor. Bugünkü orandan daha düşük. Daha önce Meclisteki milletvekili sayısının yüzde 75 ile Yüce Divan'a gönderilirken, bugün yüzde 66'sının 'evet' kabul oyu ile gidebiliyor. Hani nerede bunun cumhurbaşkanı sorumsuz Cumhurbaşkanı hem sorumlu hem de yetkili. Millete karşı sorumlu ve Meclise karşı sorumlu.

"FESH ETME YOK, KÜLLİYEN YALAN"

Cumhurbaşkanı Meclis’i fesh ediyor. Böyle şey olur mu? Cumhurbaşkanını kim seçiyor? Millet seçiyor, Meclisi kim seçiyor? Onu da millet seçiyor aynı anda seçiyor. Bir kere feshetme diye bir şey yok bu külliyen yalan, koca bir yalan. Ne var? Seçimin yenilenmesi var. Seçimin yenilenmesi hakkı hem Cumhurbaşkanında var hem de Mecliste var. Cumhurbaşkanı seçim kararı alabilir, Meclis de seçim kararı alabilir. Peki, durup dururken niye seçim kararı alsın? Demirel ile rahmetli Özal'ın durumunu hatırlayın, Demirel ile Erbakan, Çiller'in durumunu hatırlayın. Ecevit ile Ahmet Necdet Sezer'in durumunu hatırlayın. O anlaşmazlıkların Özal ile Yıldırım Akbulut'un durumunu, Mesut Yılmaz'ın durumunu hatırlayın. O anlaşmazlıkların ülkeye ne büyük bedeller ödettiğini hepimiz biliyoruz. 2001 krizinde Türkiye'nin bir gecede yüzde yüz fakirleştiğini unutmuyoruz.

Diyelim ki, cumhurbaşkanı seçim kararı aldı kendi seçime gidiyor, Meclis de beraber gidiyor. Meclis aynı kararı aldı, Meclis seçime gidiyor, cumhurbaşkanı da onunla beraber gidiyor. Yani bu, iki erkin milletin yetki verdiği iki kurum var. Cumhurbaşkanlığı bir, Meclis iki. İkisinin de aynı gücü elinde tutması demek. Aynı silaha sahip olması demek. Bu ne demek uzlaşın. Amerika, Fransa bugün bunu tartışıyor. İyi güzel de başbakanlık sistemi eğer anlaşmazlık olursa Meclislerle ne yapacağız? Süre sonuna kadar bekleyecek miyiz İşte bu sistem, kriz çözüyor uzlaşma kültürü geliştiriyor. Diyelim ki, inat etti seçime gitti. Cumhurbaşkanı yahut Meclis seçim kararı aldı. Millet bunun hesabını sorar. Hiçbir haklı gerekçe olmadan seçime giderseniz, millet bunun hesabını sizden sorar ama bir imkanı da elinde bulundurması lazım. Artık yürümüyorsa, işler tıkanmışsa, iş inada binmişse bunun çözümünü de anayasanın sağlaması lazım, getirdiğimiz budur.

Sıkıyönetim artık tarih oluyor. Yönetim sisteminde sıkıyönetim kalkmıyor. Olağanüstü hal (OHAL) devam ediyor. Mevcut sistemde OHAL ilan ediyorsunuz, kararnamelerde açık hüküm yok. OHAL ilan edebilir, üç ay içinde Meclis onaylamazsa tamamen yürürlükten kalkıyor.

KILIÇDAROĞLU'NA: MİLLİ İRADEYİ KÜÇÜMSEME

HSYK yeniden yapılandırılıyor. 22 olan üye sayısı 13’e düşüyor. 4’ünü Cumhurbaşkanı seçiyordu. 7’sini Meclis kendisi seçiyor. Bürokratlar kendi aralarında seçince yargı bağımsız, tarafsız oluyor, milletin seçtiği Meclis seçince yargı taraflı oluyor. Ey Kılıçdaroğlu, temsil ettiğin milli iradeyi, siyaseti bu kadar küçümseme. Meclisi bu kadar aşağılama. Bu Meclis ki Gazi Meclis'tir, 15 Temmuz'da aslanlar gibi bombalara karşı koyan Meclistir. İstiklalimizin, istikbalimizin, Türkiye'nin kurulduğu Meclistir.

Askeri mahkemeler kaldırıldı. Herkes kanun önünde eşittir. Modern demokrasilerde olabilecek bir şey değil. Şimdi yargıda birlik geldi. Sayı 17’den 15’e düştü.

Milletimize güveniyoruz, olumlu sonuçlanacak, 'evet' oylarıyla kabul edilecek. Şöyle bir tezvirat yapıyorlar. 'Efendim bu anayasa değişikliği kabul edilince otomatik olarak Tayyip Erdoğan yeni sisteme göre cumhurbaşkanı olacak.' Yok böyle bir şey. Bu da külliyen yalan. Bu anayasaya göre cumhurbaşkanı seçimi 2019'da. Yani önümüzdeki seçim yapılacak ve ondan sonra bu tamamıyla bu uygulanacak. Uygulanan iki tane madde var. Birisi cumhurbaşkanın partisiyle ilişiği tekrar kuruluyor, bu hemen yürürlüğe girecek, diğeri de Hakimler Savcılar Kurulunun yeni yapısına göre seçim yapılacak ve bu yürürlüğe girecek. Bunun dışındaki maddeler için bir hazırlık zamanı var. Bütün kanunlar elden geçecek hepsi yeni sisteme hazır hale gelecek, ondan sonra seçim yapılacak ve yeni Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yürürlüğe girecek.

Bu değişiklik ülkemiz için tarihi bir fırsattır. Güçlü yönetim sayesinde Türkiye'de artık vesayet dönemi, güç odakları dönemi, darbe dönemleri tarih olacak, inşallah bu ülkenin gündemine bir daha gelmeyecek. Hiç kimse, hiçbir şekilde milletin seçtiklerine yani millete ayar vermeye kalkamayacak. Yeni sistemle birlikte ekonomi daha güçlü, daha sağlam ve daha sağlıklı bir zeminde ilerleyecek. İstikrar sayesinde yatırımlar artacak, üretim artacak, istihdam, yeni iş, aş alanları sağlanacak.

Yeni sistem bürokrasiyi azaltacak, devletin her biriminin daha fazla uyum içinde, tıkır tıkır işlemesini temin edecek. Yeni sistem terörün sonunu getirecek, terörü yok edecek. Siz zannediyor musunuz ki PKK, DEAŞ, FETÖ avaz avaz 'hayır' kampanyasını boşuna yapıyor? Onlar 'hayır' çıksın diye kendilerini parçalıyor. Bunun anlaşılır bir tarafı var. Çünkü bu değişiklik onları yok ediyor, onların hayat damarlarını kesiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, yok olacaklar. Bu ülkenin enerjisini, bu ülkenin vaktini, bu milletin enerjisini yok etmeye muvaffak olamayacaklar."

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"Cem Yılmaz'ı sevmek zorunda mıyım?"
Gupse Özay'ın amcası öldü
Gupse Özay'ın amcası öldü