Kurtlar Vadisinde şok papaz büyüsü mü yapıldı papaz büyüsü nasıl yapılır

Türk dizi sektörünün en uzun soluklu dizilerinden biri olan Kurtlar Vadisi Pusu hakkında ortaya atılan iddialar hiçte yenilir yutulur cinsten değil mezarlıkta çekilen sahneler ve mezarlıkta bulunan mezar taşının üstünde Erdoğan yazılı olması büyük tartışmalara sahne olurken dizinin bazı bölümlerinde yaşananlar adeta şoke etti.

Kurtlar Vadisinde şok papaz büyüsü mü yapıldı papaz büyüsü nasıl yapılır



KURTLAR VADİSİ PUSU İÇİN ŞOK İTHAM
Kurtlar Vadisi Pusu ile Beyaz TV arasında patlak veren kavgada şoke eden iddialar var. Kavganın asıl sebebi Pana Filmin eski bölümlerinin yayın iznini Beyaz TV'den alıp 360 kanalına vermesi deniliyor. Beyaz TV'deki Söylemezsem Olmaz programı Pana filmin üzerine gitmeye devam ediyor. Nihat Doğan ve Ömür Varol bu kez yenilip yutulmayacak cinsten ithamlarda bulundular.

Kurtlar Vadisi Pusu için şok itham! RTE plakalı araçla...

RTE PLAKALI ARAÇ
Söylemezsem Olmaz programında Kurtlar Vadisi pusu ile ilgili ithamların en çarpıcı olanı RTE plakasıyla ilgili oldu. Nihat Doğan ve Ömür Varol fenomen diziden bir sahne ekrana getirdiler. O sahnede RTE 321 plakalı bir araç yer alıyordu. O araçla ilgili şok ithamlarda bulundular.

İSKENDER SAHNESİNDE YER ALDI
Bir dönem dizinin efsane karakterlerinden olan İskender Büyük’ün “RTE 321” plakalı aracıyla mesaj verildiğini belirten Nihat Doğan, “Bu kadar kötü, katil, yezid bir adam arabadan iniyor. Plakasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isminin baş harfleri ver. Ve bir geri sayım var orada 3-2-1 diye… Bu da mı tesadüf kardeşim. Milleti 13 sene tesadüflerle mi kandırdınız kardeşim” diyerek tepki gösterdi.

EZANI TERSTEN OKUTUP BÜYÜ YAPTILAR
Nihat Doğan ve Ömür Varol'un çılgın iddiaları bununla sınırlı değildi. Bir diğer iddialarına göre Kurtlar Vadisi Pusu dizisi Türk halkını topluca büyü yoluyla hipnoz etmeye kalktı. Bunu da ezanı tersten okutarak yapmaya çalıştılar. İddialarına dayanak olması için de metafizik uzmanlarını yayına bağlatan ikili Necati Şaşmaz ve ekibini büyücülükle itham ettiler.

Kurtlar Vadisi Pusu için şok itham! RTE plakalı araçla...

TANITIMDA TERSTEN VERDİLER
Beyaz TV'nin iddiasına konu olan ezan olayı ekrana da getirildi. Ezanın tersten okunması Kurtlar Vadisi Pusu'nun tanıtımında yer almış. Tanıtım kamuoyundan tepki alınca da Pana Film bu kısmı yayından çıkartmış. 

PAPAZ BÜYÜSÜ BÖYLE YAPILIR
Nihat Doğan ve Ömür Varol'un yayına bağlattıkları bir ilahiyatçı papaz büyüsünün duaların tersten okunması ya da kabeye ters durularak namaz kılınması ile yapıldığını iddia etti. Ezanın tersten okunmasının da bir büyü olduğunu söyledi.

FETÖ'NÜN PARALARI
Darbeden 2 ay önce Kurtlar Vadisi darbe domainini alan Pana film için bir diğer iddia da FETÖ'cülerden çıkan 1 dolarla ilgili oldu. Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde daha önce 1 dolarlarla ilgili bir bölüm çekildiği ortaya çıktı. Nihat Doğan ve Ömür Varol bunu da yayınlayıp Necati Şaşmaz ve ekibi için FETÖ imasında bulundular.

BU DA MI TESADÜF!
Nihat Doğan ünlü dizideki Erdoğan mezarı ile ilgili de şunları söyledi;
-"Wikileaks belgelerinde Erdoğan'ın 2 sene ömrü kaldı diyordu. Bu mezarlıkta Erdoğan'ın diri diri toprağa gömülmesi ve o mesaj aynı tarihe denk geliyor. Bu da mı tesadüf. Adama ömür biçmişler. Adamı ameliyat masasında bitirmeye karar vermişler. Sen de gidiyor Erdoğan yazılı mezarı gözümüze sokuyorsun."

NİHAT DOĞAN ÖLÜMLE Mİ TEHDİT ETTİ
-Biz kimseyi ölümle tehdit etmedik. Kendi adını unutmuş. Sen Erdoğan'ı ölü bir mezarın üstüne koyuyorsun sıkıntı olmuyor biz sana bunu sorup o filmdeki Erdoğan yerine Polat ailesi yazılır dememizi ölümle tehdit sayıyorsun. Orda bir tehdit varsa kendileri tehdit etmişler. Erdoğan adını bir mezar taşına koymakla en büyük tehditi bunlar yapmışlar.

Kurtlar Vadisi Pusu için şok itham! RTE plakalı araçla...

NASIL POLAT ALEMDAR BU!
-Hani ne oldu ya sen hani polattın. Hani sen dünyayı kurtarıyordun, ABD'yi yıkıyordun tek başına Irak'a giriyordun. Biz burda bir teşbih yapıyoruz korkudan üçbucuk atıyorsun. Filmde esiyorsun Nihat Doğan'a gelince pamuk şekersiniz.

PANA FİLMDEN AÇIKLAMA
Pana Film ile Beyaz TV arasındaki kavgada dün de 'artık yayınlanmayacak' iddiası ortaya atılmıştı. Erdoğan'lı mezar taşı ithamı ile de karşı karşıya kalan Pana film dün Beyaz TV için zehir zemberek açıklama yapmıştı. Nihat Doğan'ın ekran aracılığıyla kendilerini ölümle tehdit ettiklerini öne süren pana film açıklamasında şunlar dile getirilmişti;

İFTİRAYA MARUZ KALDIK
Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur,
06.10.2016 tarihinden bu tarafa Beyaz TV kanalının “Söylemezsem Olmaz” adlı sabah programında, bu programı sunan, hazırlayan ve yetkili kişilerce sahte delil üretilmek suretiyle, sistematik olarak şahsımız ve şirketimiz açıkça hedef alınmış, iftira suçuna maruz bırakılmış bulunmaktayız. Hakkımızda yargısız infaza neden olan gerçek dışı haberleri içeren ve sahte delil üreterek yayınlanan “Söylemezsem Olmaz” adlı programa karşı kamuoyu nezdinde bir nebze olsun cevap verebilmek ve iftira niteliğindeki yayınlara karşı gerçekleri anlatabilmek adına kamuoyu ile çok önemli bilgileri paylaşmamız gerekmiştir.ERDOĞAN'LI SAHNE NEREDE ÇEKİLDİ?
Bu bölüm, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Daire Başkanlığı Anadolu Yakası Çekmeköy 3. Bölge’de yer alan bir mezarlıkta çekilmiş olup, söylemezsem olmaz adlı sabah programının çalışanlarının görüntü aldıkları mezarlıkla ilgisi bulunmamaktadır. Anılan bölümde gasilhane sahnesi çekileceği için tercih edilen bu mezarlık, gerçeğine uygun olarak hiçbir unsuru değiştirilmeksizin çekimde yer almıştır.

Kurtlar Vadisi Pusu için şok itham! RTE plakalı araçla...

MEZARLIK SAHNESİ
Bunu fark eden “Söylemezsem Olmaz” programı sorumluları ve sunucuları bir başka mezarlık olan Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’na giderek çekim yapmışlar, iftira suçu atabilmek için sahte delil üretmişler ve kamuoyunu yanıltmak, bizleri haksız şekilde hedef göstermek için görsel basının olağan gücünü kötüye kullanmışlardır. Sahte delil olarak bu kişilerce kullanılan ve 159. bölümde çekim yapılan mezarlıkla ilgisi bulunmayan mekana ait görüntüler karşılaştırıldığında farklı mekanlar olduğu kolaylıkla anlaşılmasına rağmen, dizide geçen mezarlık güncel olarak görüntülenmiş olup, yargısal süreçte delil olarak kullanılacaktır.

DARBE DOMAİNİ NİYE ALINDI?
15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde kamuoyunca da yakından takip edilen ve büyük ilgi duyulan 07 Şubat Mit Krizi ve 17-25 Aralık’ta gerçekleştirilen hain saldırılar, hükümetimizin en üst makamlarınca ve devlet adamlarınca da “darbe” olarak tanımlanmıştır. İşte bu nedenle, 13 yıldır yayın hayatına devam eden ve toplumsal olaylardan esinlenerek hazırlanan Kurtlar Vadisi adlı dizi için, 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde de FETÖ adlı hain yapılanmanın kalkıştığı 15 Temmuz darbe girişimine gelinen süreçte gerçekleşen diğer darbe girişimlerini konu alan bir konsepti içeren projemiz hazırlanmıştır.

 

 

PAPAZ BÜYÜSÜ NASIL YAPILIR

 

Hayız kanı ile yapılan ve pagan dönemlerden kalan en etkili büyü çeşitlerinden birisidir. Genellikle Süryani Kadîm dili ile okunan dualar kullanıldığı için papaz büyüsü adını alır. Kadının hayız günü başlangıcındaki ilk kan ile yapılır. Sıcak ve soğuk şekli vardır. Bir çok amaç için yapılır (bağlama, muhabbet, kısırlık, soğutma ve cinsel tercih değişikliği için.) Bazı ünlü bayanların genç erkekler üzerinde uygulattığı gibi bir rivayet de vardır...

İslam, büyüyü ve büyücülüğü kesin bir dille yasaklamıştır: Kur'an-ı Kerîm büyücülerin iflah olmayacağını belirtmiştir (Tâhâ, 20/69). “Bir düğüme üfüren sihir yapmış olur; sihir yapan da şirke girmiş sayılır” buyuran Rasûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sihrin büyük günahlardan ve helak edici yedi cürümden biri olduğunu beyan etmiştir. Bir hadis-i şerifte eşlerin arasını açmak için efsuna başvurmanın, ipliğe okumanın ve büyü yapmanın şirk olduğunu söyleyen Peygamber Efendimiz, başka bir hadiste de, “Her kim falcıya, gaipten haber verene ve sihirbaza giderek onlardan bir şey sorar, söylediklerine inanır ve tasdik ederse küfre girmiş olur.” buyurmuştur. Bu hadisleri delil olarak getiren bazı alimler, sihirbazın kâfir olduğuna hükmetmişlerdir.

Evet, göz boyama ve el çabukluğuyla insanları aldatma şeklindeki bazı türleri göz önünde bulundurulunca büyü yapan herkes hakkında “küfre girmiş olur” hükmü verilemezse de büyünün her çeşidinin haram olduğunda şüphe yoktur. Allah Rasulü'nün (sallallahu aleyhi ve sellem) büyüde bir tesir-i hakiki olduğuna inanıp Cenab-ı Hakk'ın güç ve kuvvetini görmezlikten gelmeye, büyüyü ticarî bir iş edinmeye ve insanların maneviyat boşluklarını onunla doldurmaya çalışmaya küfür nazarıyla baktığı da aşikardır.

Hususiyle bazı çevreler, bu türlü metafizik mülahazaları dinin yerine koymaktadırlar. Yogayı, meditasyonu, illüzyonu ve fizik ötesiyle alakalı ruhî tecrübeleri dine karşı bir alternatif olarak takdim etmektedirler. Din sayesinde ulaşılabilen huzura, saadete ve bir kısım fevkaladeliklere, bu yollarla da ulaşılabileceğini iddia ve ilan ederek, insanları dinden soğutup yogaya, meditasyona ve hiçbir sağlam temele dayanmayan ruhî tecrübelere sevk etmekte ve dinin yerine başka metafizik mülahazaları ikame etmeye çalışmaktadırlar. Şayet, insanların nazarında farklılık arz eden ve onlara ilk bakışta harikulâde gibi görünen bazı hal ve hareketlere ulaşabilirlerse, onlarla caka yapmakta, fevkalâdeden varlıklar gibi arz-ı endam etmekte ve -açıktan açığa söylemeseler bile– kendilerini peygamber yerine koymaktadırlar. Yogizm'den mistisizme, meditasyondan bir kısım batıl tarikatlerin ayinlerine kadar çok geniş bir alanda bu türlü sapıklıkları görmek mümkündür.

Maalesef, bizim ülkemizde o türlü inhiraflara girenlerin sayısı da az değildir. “Namaz, oruç, hac çok önemli değil, bunların hepsi şeklî şeyler. Asıl mesele şudur…” diyerek füruâta dair bir hususu öne çıkaran, dinde her meselenin kendine göre bir konumu olduğunu göz ardı ederek Cenâb-ı Hakk'ın büyük gördüğünü küçük kabul eden, O'nun indinde çok küçük olan bir meseleye de aslan payı veren, dolayısıyla Allah'a karşı saygısız davranan ve ciddi bir inhiraf yaşayan bu kimseler, insanların gönlünde din ve diyanetle doldurulabilecek boşlukları o türlü bâtıl şeylerle kapatmaya çabalıyorlar. Diğer taraftan da, din ile Allah'a yaklaşabilecek, diyanetle kendi ruhî boşluklarını doldurarak tatmine ulaşabilecek ve Hak nezdinde hoşnut olunan birer kul haline gelebilecek insanları o türlü fantezilerle değişik bir aleme çekerek meşgul ediyor, Allah'tan uzaklaştırıyor ve dolayısıyla küfre giriyorlar.

Büyüyü ya da büyü kategorisine dahil edilen el çabukluğuna dayalı bazı oyunları böyle büyük bir tahripte kullanmayanlar kâfir olmayabilir; hadis şerhlerinde görüldüğü gibi belki günah-ı kebâir işlemiş olurlar. Fakat, genelde Peygamber Efendimiz büyüye ve büyücülüğe küfür nazarıyla bakmıştır. Netice itibarıyla, sihrin bazı çeşitleri insanı küfre götürüyorsa, ondan tamamen uzak durmak her zaman daha sağlam bir yoldur. Nasıl ki, gıybetin bir çeşidi zinadan daha tehlikelidir.. evet, bir ferdin gıybetini yapmak günahtır; fakat, bir topluluğun ya da o topluluğu temsil eden bir şahsın gıybetini yapmak sıradan bir gıybet gibi değildir; o zinadan daha tehlikeli ve öldürücü bir günahtır. Aynen öyle de, büyünün bazı türleri ve onların sebep olduğu bir kısım sapık inançlar vardır ki, onlarla meşgul olmak ve onlara inanmak da küfürdür. Öyle ise, ondan bütün bütün uzak durmak gerekir. Dolayısıyla, o meseleyi ifade ederken Allah Rasûlü, hikmetle hüküm vermiş ve “Sihir küfürdür” buyurmuştur.

Meseleye bu zaviyeden bakılınca görülecektir ki, kimisi büyüyü meslek edinmiş, sihir yapıyor ve küfre giriyor; kimisi de farkına varmadan -hâşâ ve kellâ- Allah'ın gücü ve kuvveti yerine farklı güçler ve kuvvetler farz ediyor, büyü yaptırmak ya da bozdurmak için kapı kapı dolaşıyor ve küfürle karşı karşıya geliyor. Sanki –hâşâ- Allah onların yapacağı sihrin önünü alamazmış gibi düşünüyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakk'a teveccüh edeceğine bir büyücüden başka bir büyücüye, ondan da bir başkasına koşuyor. Böylece, kesret-i kıble (aynı anda pek çok kapıya yönelme) fâsid dairesi içine düşüyor. Bir ona bir buna yöneliyor ve itikadı tamamen sarsıldığı için de hiç kimse onun derdine derman olamıyor.

İşin vahim bir yanı da, büyü vasıtasıyla insanların korkutulması ve üzerlerinde psikolojik baskı kurulmasıdır. Asırlar önce Firavunların müracaat ettiği ve Kabalistlerin de çokça kullandığı bu metodla adeta iradeler felç edilmekte; insanlar hem o türlü şeylerle oyalanarak hayır yollarından uzaklaştırılmakta hem de sömürülmektedirler. Mesela, "papaz büyüsü" olarak bilinen meşhur sihir çeşidi böyle bir psikolojik silah ve propaganda vasıtasıdır. En tehlikeli büyü çeşidi olarak anlatılan, sonu gelmeyen mübalağalarla çok korkunç gösterilen ve çoğu zaman ancak bir papaz tarafından çözülebileceği iddia edilen "papaz büyüsü" günümüzde de câhil insanları psikolojik baskı altına alan korku faktörlerinden biridir. Dilden dile aktarılırken bir heyulaya dönüşen ve bir yönüyle "Aman o adamlarla iyi geçinin, sakın onları kızdırmayın; papaz büyüsü yaparlarsa bir daha kolunuzu bile kaldıramazsınız" manasına da gelen söylentiler sinsi bir oyunun parçasıdır. Maalesef, sayıları az da olsa, cami gölgesinde büyüyen fakat kilise çatısı altında papazdan medet uman ve ona büyü çözdürmek için sıra bekleyen kimselerin varlığı da –şerirlerin lehine– bu oyunun tuttuğunu göstermektedir.

Milletin akîdesiyle nasıl oynandığını, dinin hüviyet-i asliyesinin bozulması için ne denli gayret edildiğini ve hurafelerin ne şekilde inanç yerine konduğunu görmek için medyumlara ve onlara rağbet edenlere bakmak da yeterli olsa gerek. Öyle insanlar var ki, Allah'a, Peygamber'e, dine ve diyanete inanmıyorlar; fakat, bir genel müdürlüğe gelip gelemeyeceklerini, bir koltuk kapıp kapamayacaklarını öğrenme ümidiyle medyumlara danışıyorlar. Ülkemiz ve milletimiz için hayatî ehemmiyeti olan bir kurumun üst seviyedeki bir temsilcisi bile daha yukarıdaki bir basamağa çıkıp çıkamayacağını öğrenme niyetiyle medyumun huzuruna (!) koşuyor. Ve zannediyorum bu insanlar, hayatlarında bir kere olsun, kâinatta en büyük hakikat olan "Lâilâhe illallah Muhammedun Rasûlullah" hakikatine kendi azameti ölçüsünde inanmamışlar. Medyuma inandıkları kadar dahi Allah'a inanmamış zavallı insanlar...

Meselenin çok acı ve pek acayip bir yanı da şudur ki; bir yerde din ve diyanet kendi çerçevesinde doğru bir şekilde anlatılınca, ona "dinî propaganda" diyorlar ve mani olmaya çalışıyorlar. Fakat, medyumundan müneccimine, büyücüsünden üfürükçüsüne kadar bir sürü hîlebâz için her türlü imkanı seferber ediyor; televizyon kanallarını onlara açıyor, gazete sayfalarını onların haberleriyle dolduruyor ve o türlü insanları birer meşhur yıldız haline getirerek herkesin onlara koşup müracaat etmesine zemin hazırlıyorlar.. ve böylece, koskocaman bir millet ateşe koşan pervaneler gibi kendini alevlerin içine atıyor.[

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Caner Erkin ve Şükran Ovalı'nın evlilik tarihi kesinleşti!
Caner Erkin ve Şükran Ovalı'nın evlilik tarihi kesinleşti!
Hanife Zuhal Topal'dan neden ayrıldı Instagram hesabından duyurdu
Hanife Zuhal Topal'dan neden ayrıldı Instagram hesabından duyurdu