Devlet Bahçeli:Hayır Cephesine karşı Erdoğan dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da millet için 'evet', devlet için 'evet', Cumhuriyet için 'evet', Türklüğün bekası için 'evet' diyeceğiz' dedi.

Devlet Bahçeli:Hayır Cephesine karşı Erdoğan dedi



Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, TBMM'de kabul edilen 18 maddelik anayasa değişiklik teklifinin 2 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulduğunu anımsattı.

Millet ve memleket için son derece faydalı ve olumlu olan değişiklik teklifinin milli iradeyle tescilinin ülkenin önünü açacağını belirten Bahçeli, "Dikkat ediniz, yaklaşık iki asır önce ivme kazanan çözülmenin bütün aktörleri bugün de karşımızdadır. O gün ülkemizi çöküşe elbirliğiyle, ama bilerek ama bilmeden götürenlerin tamamı bugün de mevcuttur." diye konuştu.

O gün bu yıkım yaşanırken olmayan tek gücün bugün mevcut olduğunu, bu muazzam kudretin adının MHP olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ne tuhaf ve hazindir ki bugünkü malum şer ve kriz ittifakı emel ve hedef birliği etmiş ve anayasa değişikliği konusundaki tutumumuzu eleştiriyor. 11 Ekim 2016'dan bu tarafa sadece bize vuruyorlar, bizi çekiştirip bizi eleştiriyorlar.

CHP, HDP, FETÖ, PKK, DHKP-C, ÖDP, EMEP, Türkiye Komünist Partisi, eli kanlı aydınlıkçılar, sözcüler, fitne çağcılar, Cumhuriyetten geçinen fesat yuvaları, kendilerine milliyetçi diyen dar ve güdük bir grup ağız birliği etmişçesine MHP'ye bindiriyor, MHP'ye saldırıyor. Niye 'evet' diyormuşuz. Biz de diyoruz ki size ne, size mi soracaktık? Anayasa değişikliğine niye ihtiyaç duymuşuz. Ne yani, izin ve icazeti sizden mi alacaktık? Başkanlık sistemine neden 'tamam' demişiz. Bu iftiraya cevap yetiştirmeye niyetlenmek bile zaman israfıdır. AKP'nin ve Cumhurbaşkanı'nın nasıl olurda peşine takılıyormuşuz. Kimsenin peşine takıldığımız yoktur, ancak Kandil ve Pensilvanya'daki yoklama kaçaklarının tepesine binip enselerinden tutacağımız günler yakındır."

Bahçeli, dün söyledikleriyle bugünküler arasındaki çelişkileri görmedikleri iddiasında bulunulduğuna işaret ederek, şu görüşlere yer verdi:

"Aslında bu isnat sahipleri çelişkiler içinde bocaladıklarını yine kendileri fark etmiyor, bir de yüzsüzce tezvirat yapıyorlar. Elbette aleyhimize kurulan karanlık kampanya düzeneğine temel teşkil eden bu sorgulama ve yargılama listesi uzayıp gitmektedir. Herkes MHP'deki sözde kaynamaya yorum getirmektedir. Neymiş, partimize oy verenlerin üçte biri 'hayır', üçte biri 'evet', üçte biri de kararsızmış. Kameraların karşısına geçen ne idüğü belirsiz yarım uzmanlar, gazete köşelerinden ahkam kesen kalem yobazları partimiz hakkında hüküm verirken, partililerimizin ne yapacağını konuşmaktadır. Bugün ekran ekran gezerek MHP bilirkişisi olmaya soyunanların, dün karşımızda hıyanet kusanlar olduğunu biz gayet iyi biliriz. Neden başka hiçbir konuda bizleri önemsemiyorken, konu anayasa değişikliğiyle ilgili kararımıza gelince birden bire bizim gibi görünmeye çalıştıklarını da gözden kaçırmaz, aklımızdan çıkarmayız."

"Dün halklara özgürlük diyerek, orak çekiçle poz vererek ülkücülere kurşun sıkan, pusu kuran Perinçgiller; şimdi kalkmışlar neredeyse bize davamızı öğretip ülkücülük anlatacaklar" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu ne arsızlık, bu ne densizlik, bu ne ahlaksızlıktır? 48 yılımızın hiçbir diliminde olmamak şöyle dursun, en ağır hakaret ve saldırılarla üzerimize gelenler, sanki hidayete ermiş gibi, milliyetçi-ülkücü hareketin ne yapacağını haykırmaktadır. Anayasa değişikliğine 'evet' diyoruz ya, sıkıntıları, açmazları, ağrı ve sancıları bundandır. Bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da millet için 'evet', devlet için 'evet', Cumhuriyet için 'evet', Türklüğün bekası için 'evet' diyeceğiz."

MHP'nin kimseye diyet borcu olmadığını ifade eden Bahçeli, "Pazarlık, arka kapı siyaseti, al-ver anlaşması, siyasi menfaat beklentisi bize yabancı ve uzaktır." diye konuştu.

MHP'nin dünkü sözlerini inkar etmediğini dile getiren Bahçeli, Türkiye'nin beka meselesi için inisiyatif üstlendiklerini, devlet ve milletin geleceği için sorumluluk altına girdiklerini söyledi.

Bu kararın altında yatan üç kritik dönemeç olduğunu vurgulayan Bahçeli, bunlardan ilkinin, 21 Ekim 2007 tarihinde anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verilmesi; ikincisinin, 10 Ağustos 2014'te ilk kez Cumhurbaşkanının millet tarafından doğrudan doğruya belirlenmiş olması; üçüncü ve önemlisinin ise 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklar olduğunu anlattı.

"FETÖ darbe teşebbüsü milattır. Tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olmayacaktır." diyen Bahçeli, "15 Temmuz'da gördük ki ikinci Sevr yanı başımızdadır. 15 Temmuz'dan çıkardık ki vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir. İşgalin eşiğinden döndük. Parçalanmanın kıyısında durduk. Milli mukavemet olmasa, millet müdahale etmese felaket son yurdumuzu kasıp kavuracak, hepimizi yiyip bitirecekti." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, böyle zamanlarda sistemsel düzeltme, değişim ve yeni denge arayışlarının normal olduğunun altını çizdi.

"MHP'li olmanın tarihi sorumluluğu"

Devletin süratle anayasal yörüngeye çekilmesi, hukukun üstünlüğünün hakim kılınması, devlet-millet uyumunun temin ve tahkim edilmesinin herkesin milli görevi olduğunu vurgulayan Devlet Bahçeli, "Biz parti olarak, küçük hesapların ardına takılıp büyük hesapların oyuncağı olmayacağız. Önce oyunu yukarıdan, kaynağından, yedi düvelin bitmeyen hesaplarından bozacağız. Küresel güçlerin bölgemizdeki kanlı tezgahlarını milletle dayanışma halinde, devletle birlikte olarak dağıtacağız. MHP'li olmanın tarihi sorumluluğu da buradadır." dedi.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizleri yıkıma, çöküşe götüren katara, bir sonraki istasyonda inmek üzere binmeyeceğiz ve bu nedenle referandumda milletimizin sesini duyacak, tarihimizin hükmüne uyacak, 'evet' diyeceğiz. İçine haklı ve masum gelişmeler olarak sinsice yerleştirilmiş hilelere takılmayacak, hayırsızların, hayır kuşağında buluşmuş Türkiye muhaliflerinin dedikodularını çürümeye bırakacağız ve 'evet' diyeceğiz. Mekruh ile mübahın bir arada olmayacağını idrak edip, 'evet' diyeceğiz. Zemzem ile zehri birleştirip altın kasede içirmeye çalışanların 'Cumhuriyet elden gidiyor, diktatörlük geliyor' gürültülerine bakmayacak, 'evet' diyeceğiz. Sandıkta milli beka için 'evet' mührünü vuracağız. Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine 'evet' diyoruz. Biz Türkiye'nin diriliş ve toparlanmasına 'evet' diyoruz. Biz Türk ve Türkiye düşmanlarının bozgunu için 'evet' diyoruz. Rejim değişikliği diye kızılca kıyameti koparan CHP ve yanında hizalanmış terör ve bölücülük konsorsiyumunun yalanlarını boşa çıkarıp sistemsel yenilenme için güçlü bir 'evet' diyoruz.

Milletimizin kararından korkup fildişi kulelerinden Türkiye'ye ayar vermeye kalkışan kiralık gazeteci ve aydınlara hadlerini bildirip 'evet' diyeceğiz. Lafa gelince millete büyük, aziz, kahraman; icraata gelince bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar, makarnacılar diyen nankörleri sandığa gömmek için 'evet' diyeceğiz. Eveti; Sevr, ortaçağ, kulluk, kelle, Derviş Mehmet, haram, Damat Ferit, cehalet, yalan, yalaka şaklaban, nefret diye tevil edip, hayırı; Lozan, Hasan Tahsin, Kubilay, şehit, hukuk, doğruluk, ilim, aydınlık, sevgi diye takdim eden çürümüşleri şaşkına çevirmek için 'evet' diyeceğiz."

"Şahsa değil, sistemin bakiliğine 'evet' diyoruz"

"Bizim gönlümüzde evet veya hayır iradesine sahip her vatan evladı değerli, yeri dolmaz, bir ve eşittir. Ve hepsinin kararına sonsuz hürmetimiz vardır." ifadelerini kullanan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak bozguncuları, Anadolu'nun tozlu yollarını bilmeyen, milletin yağız evlatlarını hissetmeyen, bunlara üstten bakan kibirli ve kinli sonradan görmeleri, tufeyli ve mukallit çevreleri bir evetle susturacak, saltanatlarına son vereceğiz.

Devlet, millet, cumhuriyet görüşümüz evet. Biz şahsa değil, sistemin bakiliğine 'evet' diyoruz. Biz bir partiye, ideolojiye, bir kesim ve düşünceye değil Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve kurtuluş yıllarının anısına ve adına 'evet' diyoruz. 'Evet' dedik, Çanakkale'de doğrulduk; yine 'evet' deyip Ankara'dan geleceğe koşacağız. 'Evet' dedik, Sakarya ve Dumlupınar'da ayağa kalktık, yine 'evet' deyip bölücü, yıkıcı düşmanlara, tüm terör örgütlerine ortak bir mücadele azmi ve iradesiyle dünyayı dar edeceğiz. Biz milletimizin kararına güveniyoruz, en doğrusu neyse yapacağını biliyoruz. Biliniz ki Cumhuriyetimiz daha sağlam temellere oturacaktır.

Türkiye'yi Alman Başbakanı'na şikayet etme küstahlığını gösteren CHP zihniyeti, milletten bir kez daha şamarı yiyecek, yakın hısmı HDP'yle birlikte rüzgar ekerken fırtınayla karşılaşıp sandığın dibine tortu gibi çökecektir. Evetle Türkiye kazanacak, millet kazançlı çıkacak, Türklüğün gurur ve şuuru, İslam'ın ahlak ve fazileti yeni bir ruhla Türkiye'nin prangalarını sökecektir.

PKK 'hayır' diyormuş, varsın desin. Bunu kendilerini Türk milliyetçisi sanan, yine toplanıp toplanıp dağılan, tutunacak demir parmaklık arayan, aslında dalından kopmuş kurumuş yaprak gibi savrulan zavallılar düşünsün."

"Referandum sonrası kaçacak delik arayacaklar"

Milliyetçi-ülkücü hareketin gönüldaşlarıyla, sevdalılarıyla, ülküdaşlarıyla, oy veren vermeyen milyonlarca kardeşiyle bir ve beraber olduğunu, "bunu karartmaya hiçbir çapsız ve çamur zihniyetin ömrünün yetmeyeceğini" söyleyen Devlet Bahçeli, "FETÖ’cülerin, bunların kuklalarının entrika ve algı oyunları tutmayacaktır. Millete sırt dönen, milletten ödü patlayan, milleti hasolar, memolar şeklinde gören, adında halk olup halkla hiçbir bağı olmayanlar Türkiye'nin gücü karşısında şok olacaklar, referandum sonrası kaçacak delik arayacaklardır." diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti adıyla ve üniter devlet çatısı altında Türk milleti kimliği ile beraberce yaşayabilmenin asgari kurallarının 29 Ekim 1923 tarihinde Atatürk ve kurucu kahramanlar tarafından konulduğuna işaret ederek, "Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bundan geri dönüş yoktur. Anayasanın ilk dört maddesi üzerinde kim ya da kimlerin hasmane hesabı varsa önce bizi aşmak, bizim bedenlerimizi berhava etmek durumundadır." değerlendirmesinde bulundu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
'Çıkar başörtünü giy mini eteğini'
'Çıkar başörtünü giy mini eteğini'
Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in programı nerede başlayacak?
Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in programı nerede başlayacak?