Taşeron kadrosu için Müezzinoğlu'ndan sevindiren açıklama! Taşeron yasası geliyor

Taşeron işçiler ne zaman kadroya geçeceklerini merak ederken bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, TRT Haber'de soruları cevapladı. TRT'de soruları yanıtlayan Müezzinoğlu 2017 yılında taşeron işçilerin kadroya geçirileceğini söyledi. Taşeron yasası konusunda çalışmaların sürdüğünü söyleyen Müezzinoğlu 2017 yılının ilk çeyreğinde taşeron işçilere kadro verilmesini düşündüklerini açıkladı.

Taşeron kadrosu için Müezzinoğlu'ndan sevindiren açıklama! Taşeron yasası geliyor



5 yıldan bu yana kadro bekleyen taşeron işçileri yakından ilgilendiren bir haber gündeme geldi. Bugün TRT Haber'e katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, taşeron işçilerin kadroya alınması konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Müezzinoğlu 2017 yılında taşeron işçilerin kadroya alınacaklarını açıkladı. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, TRT Haber'de soruları cevapladı. Müezzinoğlu, sorulan sorulara yanıt vererek taşeron işçilerin durumuyla ilgili son dakika açıklaması yaptı.Çalışma Bakanı'nın yaptığı son dakika taşerona kadro ve son dakika emeklilikte yaşa takılanlar açıklaması..

"Kamu Çalışma Reformu'nu 2017'de yapmak istiyoruz"

Müezzinoğlu'na 22 Aralık'ta yapılan TRT Haber programında; "BES'te ne kadar kalma zorunluluğu var, taşerona kadro ne olacak, ttatüleri ne olacak, emekli de yaşa takılanlar ne olacak" soruları soruldu.

Müezzinoğlu'nun sorulara verdiği cevaplar

BES'te ne kadar kalma zorunluluğu var?

İki aylık bir mecburiyet var sonra tercihler var çıkma hakkı var. Özendirici adımlar olacak.

Taşerona kadro ne olacak?

2017'de inşallah bakacağız. Ak Parti'nin sözüdür. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2016'da yetişmesi çok zor.

Statüleri ne olacak?

Müezzinoğlu'ndan son dakika taşeron kadro ve EYT açıklaması!Güvence ve haklarının korunması önemli. Devlet memurluğuna gireceğim gibi görüyorlarsa çok yanlış KPSS'ye girip dünya kadar bekleyen aday var. Haklarını devlet güvencesi altına alacağız. Kamu çalışma reformunu 2017'nin ilk yarısında yapmak istiyoruz, yapabilirsek toplu bir düzenleme yapacağız. Uzayacaksa yamalı bohçaya bir yama daha koyacağız.

Emekli de yaşa takılanlar ne olacak?

OECD üyesi ülkelerin ortalama emekli yaşı 72 Türkiye'nin 52, biz bunların hiçbirinden daha zengin değiliz. Onlar ortalama 17 yıl emekli maaşı öderken biz 27 yıl veriyoruz. Yaşa takılanlar erkekler 60, kadınlar 58 yaşını bekliyor. OECD'de 65 yaşın altında maaş veren yok.

 

Taşeron işçiler ne zaman kadroya alınacaklarını merak ediyorlardı. Bugün Başbakan Binali Yıldırım sayıları 720 bini geçen taşeron işçiler için önemli bir açıklamada bulundu. Başbakan Yıldırım taşeron kadrosu hakkında çalışmalarda sona yaklaşıldığını açıkladı. Taşeron işçilerin en yakın zamanda kadroya alınacağını müjdeleyen Başbakan Binali Yıldırım 720 bin taşeron için 'özel sözleşmeli personel' formülü ile devlette kadro yolu açılmış olacağını söyledi. 

 
TAŞERON İŞÇİLER HAKKINDAKİ BAŞBAKAN AÇIKLAMASI
 
Başbakan Binali Yıldırım TRT Haber canlı yayınında, ''Taşeron konusunu artık sona yaklaştık. Yakın zamanda Bakanlar Kurulu'nda görüşüp karara bağlayacağız'' demişti.
 
Yeni Asır Gazetesinden Faruk Erdem, taşeronla ilgili düzenlemenin ayrıntılarını şöyle paylaşmıştı:
 
Kamuda çalışan taşeron işçiler için hazırlanan taslak yakında Meclis'te görüşülecek. 720 bin taşeron için 'özel sözleşmeli personel' formülü ile devlette kadro yolu açılmış olacak.
 
TAŞERON İŞÇİLERLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER
 
Taşeron işçilerin arasından güvenlikten geçmeyenler olursa o kişiler yeni düzenlemeden faydalanamayacak. Ayrıca devlete karşı suç işleyenler için de bu durum söz konusu olacak. Kadroya geçen taşeron işçiler sözleşmeli olarak çalışacak.

 

TAŞERON İŞÇİLER KADROYA GEÇTİĞİNDE NELER DEĞİŞECEK?
 
Kadroya geçen taşeronlar çalıştıkları kurumlarda aynı görevleri yapmaya devam edecekler.
 
Öğrenim düzeyleri yaptıkları işten farklı olanlar, eğitimlerine uygun işlere de kaydırılabilecek.
 
Tüm ücretlerde standart sağlanacak. Yani aynı işi yapan kamu personeli ile aynı maaşı alacaklar. Böylece bazı taşeron işçilerin maaşları yükseltilecek.
 
Herhangi bir sebeple görevden ayrılmaları ve ölümleri halinde sözleşmeli personel pozisyonları iptal edilecek.
 
Her bir taşeron çalışan için 3'er yıllık sözleşme yapılacak.
 
65 yaşını doldurmuş taşeron işçiler düzenlemeden yararlanamayacak.
 
Bütün kamu kurumlarını bağlayacak şekilde her bir iş kolu için performans kriterleri belirlenecek.
 
Bu personel çakılı sözleşmeli olacak. Yani tayin isteyemeyecek.
Maaş zamları diğer kamu personeliyle birlikte olacak.
 
Emeklilikleri ise 4A (SSK) statüsünde hesaplanacak.

 

Taşerona kadro konusunda yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Kamuda FETÖ temizliği devam ederken taşero işçilerin kadroya alınması yeniden gündeme geldi. Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, taşeron kadrosu konusunun en yakın zamanda Meclis'e geleceğinin altını çizdi. Kurtulmuş, taşeron kadrosu konusunda son sözü Erdoğan'ın söyleyeceğini belirtti. 

 Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından taşeron işçilerin haklarına ilişkin görüşmelere ara verildiğini belirterek, "2017'de taşeron işçilerin hakları için neler yapıldığını göreceksiniz." dedi.

Atalay, Türk-İş'e bağlı Yol-İş Sendikası tarafından sendika genel merkezinde düzenlenen "Taşeron İşçi Çalıştayı"na katıldı.

Konuşmasına başlarken İstanbul'daki terör saldırısını kınayan Atalay, patlamada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Taşeron işçilerinin hakları için çalışanlar arasında kendisinin de bulunduğunu dile getiren Atalay, taşeron işçilerin hakları için 10 senedir maddi manevi emek sarf ettiklerini bildirdi.

 
STATÜPARK PENDİK

Pendik'te deniz manzaralı ev sahibi olma fırsatı! Üstelik 310.000 TL'den başlayan fiyatlarla!

15 Temmuz darbe girişimi yaşanınca taşeron işçilerin haklarına ilişkin görüşmelere ara verildiğini hatırlatan Atalay, son günlerde konunun ilgililer tarafından yeniden ele alındığına işaret etti. Atalay, "İşçilik işi yapan işçi, memurluk işi yapan memur olsun. 2017'nin başında taşeron işçilerin hakları için neler yapıldığını göreceksiniz." ifadesini kullandı.

Sendikaların işçi haklarını talep etmesiyle meselenin bitmeyeceğine vurgu yapan Atalay, "Ekonomik durum ve gündem her gün değişince, bedelini kimi canıyla kimi malıyla ödüyor. Böyle bir ülkede yaşamaktan rahatsız değilim ama bu ülkeye sahip çıkmak zorundayız." diye konuştu.


Yol-İş Sendikası Başkanı Ramazan Ağar da kamunun güçlenmesiyle devletin de güç kazanacağını vurguladı.

Taşeron işçilerin kadroya alınması halinde verimli olamayacaklarını iddia eden bazı bürokratların olduğunu savunan Ağar, "İnsanlar çalışmak, üretmek ve ailesini geçindirmek için çalışıyor. Toplu iş sözleşmelerinde hak olduğu kadar cezai işlem uygulamaları da var. Buna rağmen bunu iddia etmek emeğe saygısızlıktır." dedi.

NUMAN KURTULMUŞ'TAN TAŞERON AÇIKLAMASI

 

Taşeron işçilere ne zaman kadro verileceği merak edilmeye başlandı. Sayıları 1 milyona yaklaşan taşeron işçiler kadroya alınacakları günü dört gözle bekliyorlar. Geçtiğimiz yıl seçimlerde taşeron işçilere kadro sözü verilmişti. Taşeron işçilerin kadroya alınması hakkında yeni bir açıklama geldi. Bakanlar kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş taşeron işçiler hakkında son kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vereceğini söyledi. 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un aktardıklarından satır başlıkları:

[Anayasa değişikliği] Kararı verecek olan parlamento.

MHP'nin de kabul ettiği bir içerik parlamentoya gelecek.

Değişiklik için mutlaka halka gidilmelidir.

Yürütme iki başlılıktan kurtulacaktır.

Düzenlemeyle siyaset doğal mecrasında akacak.

MHP Genel Başkanı Bahçeli sürece desteğini ortaya koymuştur.

AK Parti'nin fire vereceğini kimse düşünmesin.

Referandumda çok büyük oranda evet oyu verileceğini düşünüyorum.

Mevcut anayasa antidemokratik maddeler içermektedir.

CHP de keşke bu sürecin içinde olsaydı.

[Fırat Kalkanı Harekatı] DEAŞ'ın çıkarıldığı yerlere başka terör örgütleri sokulmamalıdır.

Türkiye'nin bir güvenli bölge oluşturması kararlılığımızı herkesle paylaştık.

Bu operasyonlardan rahatsız olanların faaliyetleri var.

Türkiye bu operasyondan vazgeçecek değil.

Halep'te bir an önce silahlar susturulmalıdır, insani yardım yapılmalı.

Türkiye bölgedeki dengelerin korunması konusunda üzerine düşeni yapıyor.

Suriye'de barış masasından bir sonuç çıkmıyor.

ABD, DEAŞ'a karşı PYD'yi kalkan olarak gördü.

ABD, PYD'yi bir süre sonra kenara bırakacaktır.

[ABD'de Trump dönemi] Türkiye'nin ortak noktalarda buluşabileceğini düşünüyoruz.

FETÖ'nün iadesi konusunda yeni gelişmeler olacaktır.

[FETÖ soruşturması] Bu mücadele yıllar boyu sürebilecek bir mücadele.

Bu millet uçurumun kenarından döndü.

[Adana'da yurt yangınında facia] İhmali, kusuru olan bedelini ödeyecektir, soruşturma sürüyo

Eğer uygulamadan kaynaklanan sıkıntılar varsa eksikliklerin hesabı sorulmalı.

Taşeron düzenlemesinde belli bir noktaya gelindi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliğine dair, "330 meselesinde en ufak bir endişe olacağı kanaatinde değilim. AK Parti'nin bütün milletvekilleri o gün geldiğinde Meclis'e geldiğinde, 316 milletvekilimizin tamamı, oylarını kullanarak anayasa değişikliğine evet oyu verecekler. Burada AK Parti'nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin, böyle bir hayal içerisinde olmasın." dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber'de canlı yayınlanan özel programda, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları cevapladı.

Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında bugün gerçekleşen görüşme, sonrasında yapılan açıklamalar ve başkanlık sistemine ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, MHP ile yapılan müzakerelerin, başından beri şeffaf, kamuoyu önünde konuşulan bir süreç olduğunu söyledi.

Yeni anayasa meselesinin uzun yıllardır Türkiye'de konuşulduğunu hatırlatan Kurtulmuş, bu konuda AK Parti'nin iki taslak üzerinde çalıştığını, bunlardan birisinin daha geniş kapsamlı bir anayasa reformu, diğeri de sadece başkanlık sistemine geçiş için gerekli olan mini bir değişiklik olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, her iki partinin ilgili hukukçularının başkanlık sistemini içinde barındıran anayasa değişiklik metni üzerinde görüştüğünü, konuşup, tartıştığını, belli bir zaman sonra genel başkanlarca genel çerçevenin konuşulduğunu ifade etti.

Metnin son şeklinin verilmesi için her iki partideki hukukçuların bir araya geleceğini son düzenlemeleri yapacaklarını anlatan Kurtulmuş, "Sonuçta MHP'nin de kabul ettiği bir metin olarak bugünkü varılan anlaşma sonucu, AK Parti'nin imzaladığı bir metin olarak Meclis'e gelecek. Ama bu metnin içeriği, MHP'nin de kabul ettiği bir içerik olacak. Herhalde önümüzdeki hafta içerisinde bu gündeme gelmiş olacak, parlamentoya gönderilmiş olacak Bütçe görüşmeleri bittikten sonra da Meclis Genel Kurulu'na getirilerek bu konu Meclis'in gündemine sokulmuş olacak. Hayırlı olsun. Bu, Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır, önemli bir virajdır. Bu virajı inşallah Türkiye selametle aşar, yürütmenin tek bir elde toplandığı sisteme doğru Türkiye gider." değerlendirmesinde bulundu.

- "Baştan beri ilan ettiğimiz konunun arkasındayız"

Meclis'e gelen değişiklik metninin 330 oyu bulmasının ardından referanduma gideceğini dile getiren Kurtulmuş, "Biz baştan beri ilan ettiğimiz konunun arkasındayız. Meclis'te 367'yi bulsa bile, bunun millete gitmesi en doğru yoldur. Çünkü Türkiye'deki siyasi tarihin en önemli kararlarından birisidir. Bunun mutlaka doğrudan doğruya halka sorulması gerekir. Bu süreç başından beri gayet güzel, şeffaf bir şekilde yürütülüyor. Ümit ederim ki sonuç alınır. Nihayetinde karar verecek olan, önce parlamentodaki milletvekilleri ve ardından milletimizdir. Milletimizin kararı doğrultusunda süreç, tamamlanmış olur. Yani, bugün itibarıyla parlamento kararına konu, gönderilmiş ve olası 330'u aşması durumunda da referandumun yolu bugün itibarıyla açılmıştır." diye konuştu.

- "MHP ile bir anlaşma ortadır"

"Eğer bazı konular 2019'a bırakılırsa, biz 2019'a kadar bir partili cumhurbaşkanlığı sistemi gibi bir geçiş dönemi mi yaşıyor olacağız?" sorusuna Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Partili cumhurbaşkanlığı olarak bunun adını koymamak lazım. Bunun adı, başkanlık sistemine geçiştir. Buradaki temel konulardan bir tanesi de cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin devam edip etmeme meseledir. Orada zaten MHP ile bir anlaşma ortadadır. Dolayısıyla bu yapılan değişiklik yürütmenin iki başlı olmaktan kurtarılması ve böylece bütün yürütme yetkilerinin tek elde toparlanmasına ilişkin bir anayasa değişikliği teklifidir. Mevcut anayasanın ilgili maddesi buna müsaade etmediği için cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi kesiliyordu, bundan sonraki süreçlerde cumhurbaşkanının partisiyle ilişkisi devam edecek. Nihayetinde seçime gideceksiniz. Bu seçimde nihayetinde en azından bir parti, işin içinde olmak durumunda."

Kurtulmuş, "Cumhurbaşkanı ayrı, genel başkan ayrı mı olacak? Cumhurbaşkanı partinin genel başkanı mı olacak?" sorusuna karşılık da partinin kendi genel başkanını da parti içerisinden başka birisini de aday olarak gösterebileceğini ifade etti.

Numan Kurtulmuş, "Bu düzenleme, parti genel başkanı olan kişinin de gerektiğinde cumhurbaşkanlığına devam etmesinin önünü açan bir düzenleme olmalıdır. Doğrusu budur. Siyasetin doğasının gereği budur. Türkiye pratiğinin de karşılığı budur." diye konuştu.

- "AK Parti'nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin"

Hem AK Parti hem MHP grubunda fire verilmemesi konusunda bir izah etme çabasının olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Meclis'te 330 konusunda bir sıkıntı yaşanacağını zannetmiyorum. Çünkü süreç, gizli kapaklı yürütülen bir süreç olsaydı, kapalı kapılar ardında birtakım pazarlıklar, siyasi manevralarla dolu olmuş bir süreç olsaydı endişeler taşınabilirdi. Ama hem MHP hem AK parti olarak bizim tavrımız son derece açıktır. Ama her iki parti de bu sürece ciddi şekilde riayet ederek bugüne kadar gelinmiştir. Bugün de genel mutabakat ifade edilmiştir. Dolayısıyla 330 meselesinde en ufak bir endişe olacağı kanaatinde değilim. AK Parti'nin bütün milletvekilleri o gün geldiğinde, Meclis'e geldiğinde, 316 milletvekilimizin tamamı, oylarını kullanarak anayasa değişikliğine evet oyu verecekler. Burada AK Parti'nin bir fire bile vereceğini hiç kimse düşünmesin, böyle bir hayal içerisinde olmasın."

Değişikliğin, referanduma gittiği anda hiçbir sıkıntının olmayacağını ifade eden Kurtulmuş, referandumdan, çok kuvvetli bir şekilde 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçiminden çok daha yukarıda bir oranda 'Evet' oyu çıkacağını ümit ettiğini dile getirdi.

- "CHP'nin de bu sürecin içerisinde olması, doğrusu olandır"

MHP ile bugünkü mutabakatın yeni bir anayasanın da yolunu açıp açmayacağına ilişkin soruya karşılık Kurtulmuş, herkesin gönlünde sivil, demokratik, katılımcı bir anayasa olduğunu söyledi.

Anayasa değişikliği yapılsa dahi, Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacının ortadan kalkmayacağını belirten Kurtulmuş, şu anda yapılan anayasa değişikliğinin esas o büyük hedefi ötelemeyeceğini, tam tersine o hedefin önünü açacağını ifade etti.

CHP'nin de bu süreç içerisinde olması temennisinde bulunan Kurtulmuş, "Bu süreçte keşke kurumsal olarak da CHP işin içerisinde olsaydı. Başından itibaren bu konudaki görüşlerimizi ifade ettik. CHP'nin herhalde genel prensibi şu oldu, 'Biz başkanlık sisteminin konuşulduğu hiçbir müzakerenin içerisinde olmayız' diyerek böyle bir süreçte atılması planlanan herhangi bir adımın içerisinde olmayacaklarını ilan ettiler. Dolayısıyla CHP'nin de bu sürecin içerisinde olması, doğrusu olandır. Keşke olsalardı."

Anayasa değişikliğine ilişkin takvimin nasıl işleyeceğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Takvim meselesi, işin daha teknik kısmıdır. Şimdi önümüzde Meclis'in gündemini işgal eden bir bütçe var. Bütçeden evvel bunun Meclis Genel Kurulu'na inmesi mümkün değil. Bir de referandumun şartları, kampanya süreci bir hesaplamayla yapılacak bir şeydir. Ama sonuçta karar alındığı anda, 60 gün içerisinde referanduma gidilmesi mümkündür."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik 24 Kasım'da Suriye'de düzenlenen hava saldırısına ilişkin "O süre içerisinde hangi uçakların, hangi hava araçlarının orada olduğunun tespiti var, kayıtları var. Türkiye, bu işin açığa çıkması için peşini bırakmayacaktır. Burada kim tarafından bu operasyonun yapıldığı bir şekilde anlaşılacak, ortaya konulacaktır.

Kurtulmuş, TRT Haber'de canlı yayınlanan özel programda, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları cevapladı.

Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Türkiye'nin Suriye tarafındaki DEAŞ, PYD/YPG, PKK gibi terör örgütleri tarafından sürekli taciz edildiğini, Fırat Kalkanı Harekatı'nın adım adım geldiğini söyledi.

Şu anda Suriye'de bulunan bütün devletler ve DEAŞ dışındaki bütün örgütlerin neredeyse tamamının, DEAŞ ile mücadele ettiğini söylediğini, ancak bu örgütle nasıl mücadele edileceğine ilişkin bir ittifakın olmadığını aktaran Kurtulmuş, herkesin, DEAŞ ile mücadeleyi oradaki varlığının meşruiyet aracı olarak gördüğünü ifade etti.

Fırat Kalkanı Harekatı'nın ne kadar doğru bir operasyon olduğunun da süreç içerisinde anlaşıldığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Şimdi Türkiye'nin hedefi, El Bab'ın Özgür Suriye Ordusu tarafından alınmasıdır. Bununla ilgili lojistik desteklerimizi veriyoruz. Bu tabii, zor bir mesele. 22 askerimiz, Fırat Kalkanı Operasyonu sürecinde şehit oldu. Bu anlamda, Türkiye'nin, bu ulusal güvenliğiyle ilgili bir meseledir. Hava saldırısıyla şehit olan askerimize dair Ruslar bugün açıklama yaptı. O süre içerisinde hangi uçakların, hangi hava araçlarının orada olduğunun tespiti var, kayıtları var. Türkiye, bu işin açığa çıkması için peşini bırakmayacaktır. Burada kim tarafından bu operasyonun yapıldığı bir şekilde anlaşılacak, ortaya konulacaktır. Havada herkesin uçağı var. Bu operasyondan rahatsız olan birtakım unsurların bu işin içerisinde olduğu anlaşılıyor. Terör örgütlerinin de havada insansız araçlarının olduğu biliniyor. Dolayısıyla bu ortaya çıkar. Ama sonuçta Türkiye, ne olursa olsun bu operasyondan vazgeçecek değildir. Bunun açıkça altını çizmek istiyorum. Bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok. Suriye topraklarındaki şu şehri, bu şehri alalım diye aklımızın ucundan dahi geçmez. Ama güvenli bölgenin, terör örgütlerinden temizlenmesi, Türkiye'nin sınır güvenliğiyle ilgili bir meseledir. Tabii, sadece el Bab, Münbiç meselesi değil, en az onlar kadar önemli konu Halep ve Musul meselesidir. Bu bölgenin iki ana şehri. Buraların dengesi nasıl gelişirse bundan sonra bölgedeki siyasi gelişmeler de o şekilde olacak."

- "Halep'te insani bir durumun ortaya çıkarılması görüşmelerimizi sürdürüyoruz"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Halep'te bir insanlık dramı yaşandığını, hastanelerin bombalandığını, çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanamadığını ve oraya insani yardımların ulaştırılamadığını dile getirdi.

Uluslararası toplumun önemli hedeflerinden birisinin, bir an evvel Halep'te silahların susturulmasını sağlamak olduğunun altını çizen Kurtulmuş, "Uluslararası toplumun görevi, özellikle Suriye rejiminin, Halep'e karşı bu barbarca saldırılarını durdurmasını temin etmektir. Oradaki insanların hayatta kalabilecekleri asgari insani yardımların, desteklerin verilmesidir. Türkiye olarak biz, bir taraftan bu sahadaki Türkiye'nin güvenliğini sağlayacak adımları atarken diğer taraftan da Halep'te insani bir durumun ortaya çıkarılması görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Ümit ediyoruz ki çok kısa bir süre içerisinde Halep'te önce bir ateşkes, çok acil bir şekilde insani yardımın oraya ulaştırılması ve orada gariban, mazlum, zavallı halkın bir an evvel temel ihtiyaç maddelerine kavuşmasını temin etmek geliyor." ifadelerine yer verdi.

- "Türkiye herkes ile görüşüyor"

Türkiye'nin, El Bab ve Münbiç'e doğru hareketliliğinin, Halep'teki gelişmelerle ilgisinin olmadığını söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, bölgedeki dengelerin korunması bakımından, Halep'teki insani durumun bir an evvel sağlanması için de üzerine düşeni yapıyor. Herkes ile görüşüyor. Rusya ile görüşülüyor, Merkel ile İran ile görüşülüyor. Maalesef Suriye'deki barış masasından bir şey çıkmıyor. Çok açık söyleyeyim, barış masasından bir şey çıkmamasının temel nedeni şu, herkes kendisinin yararına olacak barışı, Suriye'ye dayatmaya kalkıyor. Halbuki bırakın bu masada, bu kadar kahır çekmiş en az 600 bin insanını feda etmiş masum bir milletten bahsediyoruz. Bu millet, nasıl bir gelecek tayin etmek istiyorsa, uluslararası camia da barıştan yana samimiyse, Suriye halkının istediği istikamette barışı yönlendirsin."

Suriye konusunda, Rusya ile Türkiye arasında bazı görüş ayrılıklarının olduğunu dile getiren Kurtulmuş, ancak Halep'teki insani durum konusunda Rusya'nın da ateşkesin sağlanması konusunda bir garantörlük vermesinin önemli olduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye ile Rusya bunu sağlayabilirse çok kısa bir süre içerisinde Halep'te bir ateşkes ve hemen ardından da bir insani sürecin başlayabileceğini sözlerine ekledi.

 

750 BİN TAŞERON İŞÇİYE KADRO GELECEK Mİ?

Geçtiğimiz Bakanlar Kurulu toplantısında 750 bin taşeron işçi de masaya yatırıldı. Konuyla ilgili 3 alternatif üzerine yoğunlaşılırken son kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan verecek.

MEHMET MÜEZZİNOĞLU'NDAN TAŞERON AÇIKLAMASI

 

720 bin taşeron işçiyi yakından ilgilendiren bir haber geldi. yıllardır kadro bekleyen taşeron işçiler için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu açıklamada bulundu. Müezzinoğlu taşeron yasası çalışmalarının yakında başlayacağını söyledi. Taşeron işçilere kadro verilmesi için meclis çok yakın zamanda çalışmaya başlayacak. Taşeron işçilerin kadro sorunu 2017 yılında çözülecek. 

Taşeron İşçiler için yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.  Binlerce Taşeron İşçiyi yakından ilgilendiren kamuya alınma süreci ile ilgii hazırlanan taslak yakında meclise sunulacak. 720 bin Taşeron İşçi Özel Sözlemeli Personel olarak devlete kadrolu olarak çalışacak.
 
Yeni Asır gazetesi Faruk Erdem, bugün köşesinde kadro bekleyen taşeron işçilerle ilgili önemli bilgilere yer verdi. 
 
İşte Erdem'in o yazısı:
Türkiye'de hem özel sektörde hem de kamuda çok önemli sayıda 'taşeron' adı altında çalışan var. İçlerinde memur görevlerini yapanlar da var, çok önemli pozisyonlarda olan da. Ancak birçoğunun kadrosu ya 'temizlik işçisi' ya da 'mutfak elemanı' olarak gösteriliyor. Yani kanun diliyle 'muvazaa' yapılıyor.
 
Gerçek kadrolarında çalışanlar da var. Bu çalışanların kamudaki sayısı 720 bini bulmuş durumda.
1 Kasım seçimleriyle birlikte hükümet tamamının kadroya geçirileceği müjdesini vermiş ve kapsamlı bir çalışma yapılmıştı.

 
Ancak yaşanan hain kalkışma ile bu yasa da gecikmişti.
 
Şimdi çalışmalar yeniden başlatıldı. Bakanlar Kurulu'na da gelen konu ile ilgili çeşitli alternatifler konuşuluyor. Biz de Ankara'daki önemli kaynaklara ulaşarak detayları almaya çalıştık.
 
Öğrendiklerimizi sizinle paylaşmak istiyorum.
 
Öncelikle tüm taşeron işçiler güvenlik ve arşiv araştırmasına tabi tutulacak. Güvenlik ve arşiv araştırması olumlu olmayan personel düzenlemeden yararlanamayacak. Güvenlik araştırmasında başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütleriyle irtibatlı olup olmadıklarına bakılacak.
 
Araştırma sırasında 657 sayılı kanunun 48'inci maddesinde yer alan suçların olup olmadığına da bakılacak. Yani devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma gibi suçlardan mahkum olmamak şartı da aranacak.
 
Bu soruşturmalardan geçen taşeron işçiler kamuda 'özel statülü sözleşmeli personel' olarak istihdam edilecek. Bunun için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesine bir ek yapılarak bu personelin 4E'li olması sağlanacak.
 
Kadroya geçen taşeronlar çalıştıkları kurumlarda aynı görevleri yapmaya devam edecekler.
 
Öğrenim düzeyleri yaptıkları işten farklı olanlar, eğitimlerine uygun işlere de kaydırılabilecek.
 
Tüm ücretlerde standart sağlanacak. Yani aynı işi yapan kamu personeli ile aynı maaşı alacaklar. Böylece bazı taşeron işçilerin maaşları yükseltilecek.
 
Herhangi bir sebeple görevden ayrılmaları ve ölümleri halinde sözleşmeli personel pozisyonları iptal edilecek.
 
Her bir taşeron çalışan için 3'er yıllık sözleşme yapılacak.
 
65 yaşını doldurmuş taşeron işçiler düzenlemeden yararlanamayacak.
 
Bütün kamu kurumlarını bağlayacak şekilde her bir iş kolu için performans kriterleri belirlenecek.
 
Bu personel çakılı sözleşmeli olacak. Yani tayin isteyemeyecek.
 
Maaş zamları diğer kamu personeliyle birlikte olacak.
 
Emeklilikleri ise 4A (SSK) statüsünde hesaplanacak.

 

Sayıları 720 bini bulan taşeron işçiler uzun zamandır kadro haberi bekliyorlar. Taşeron işçileri yakından ilgilendiren haber bu hafta geldi. Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanı Müezzinoğlu taşeron sorununun Bakanlar Kurulu'nda gündeme geldiğini açıkladı. Taşeron yasasının 2017 yılında çıkması bekleniyor. 

​Yıllardır kadro bekleyen taşeron işçileri umutlandıracak yeni bir haber gündeme geldi. Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Taşeron yasasının gündeme geldiği açıklandı.  Henüz net bir karar çıkmasa da bakanlar üç alternatif üzerinde yoğunlaştı. Ancak son kararı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan verecek. Taşeron yasası hakkında ki son gelişmeler haberimizin devamında sizlerle. 

Taşeron işçiler durumlarında yeni bir gelişme olup olmadığını merak ediyorlar. Hükümet seçiminde taşeron işçilere kadro verileceği gündeme gelmişti. O günden bu yana taşeron işçilerin durumlarında yeni bir gelişme yaşanmamıştı. Son Bakanlar Kurulu toplantısında Taşeron sorunu gündeme geldi. 

Hükümetin seçimlerde vaat ettiği 750 bin taşeron çalışanın kadroya alınmasıyla ilgili çalışmada yeni bir gelişme yaşandı. Bakanlar Kurulu’nun son toplantısında ele aldığı önemli gündem maddelerinden birini, taşeron sorununun çözümü oluşturdu. Henüz net bir karar çıkmasa da bakanlar üç alternatif üzerinde yoğunlaştı. Ancak son kararı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan verecek.

SEÇENEKLER TARTIŞILDI

İlk seçenek, kamuda, asıl işleri yapanların kadroya alınması. Bu olursa yardımcı işlerde taşeronluk sürecek. İkinci seçenek taşeron çalışanlara, özel statülü bir sözleşme yapılması. Bakanların çoğunun fikir birliğinde olduğu üçüncü seçenek ise taşeron çalışanın 2017’de hayata geçecek olan Kamu Personel Rejimi’ne dahil edilmesi. Bu gerçekleşirse kamuda performans değerlendirme sistemi olacak.
 
'2017'DE ÇÖZERSEK 41 KERE MAAŞALLAH'

Bakanlar Kurulu’nda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kıdem tazminatı fonunun kurulmasıyla ilgili çalışmalar olduğunu söyledi. Müezzinoğlu, “1 Ocak itibarıyla kıdem tazminatına geçilecek diye bir düzenleme yok. Kıdem tazminatı fonunun kurulmasıyla ilgili çalışmalar var. 41 yıllık bir konu. 2017’de çözebilirsek, 41 kere maşallah demeyi arzu ediyoruz” diye konuştu.

taşeron kadro taşeron yasası taşeronlar ne zaman kadroya alınacak taşeron kadrosu son durum
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
alp gürkan     2017-01-11 siz bu kafayla refandurum da 7 haziran gibi hüsrana uğrarsınız bidaha oy yok akp ye
Turan     0000-00-00 Kadro nerdiyor bu bakan kadro dedimmi icişleri bakanlığı kadrosu olur.. diğer şirket kadrosunuda vermez bunlar cok verilmiş sözler var nerdeyse hicbiri yerine gelmedi
İsmail     0000-00-00 Ben kamuda çalışıyorum bizle beraberçalışan emeklisi geçmiş birsey insan 40 yılı doldurmuş çalışma vasfını tamamen yitirmiş 4 5 bin lira maaş alan hiçbir işte yapmayan insanları neden emekliye sevk etmiyorlar çok merak ediyorum oysaki o parayla 2 qenç insan çalıştırılsa daha iyi olmazmı
Taseron     0000-00-00 Milletin umutlariyla oynamak neymis goreceksiniz bu millet sizi de bir çırpıda alaşşağı etmesini iyi bilir reise dua edin yoksa hic biriniz de yoksunuz bu millet için
ismail bayram     2016-12-22 kadro fos yalan seçimde oy yalan olacak
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cesur ve Güzel'e flaş transfer
Cesur ve Güzel'e flaş transfer
Şahan bu kez daha temkinli
Şahan bu kez daha temkinli